BİLİNÇ ve BİLİNÇALTI
Freud bilinci okyanustaki buz dağına benzetir. Suyun altında kalan kısım bilinçaltı, su üzerinde kalan kısım bilinçtir.
Bilinçaltı, biz farkında olmadan beynimizin bilinç dışı çalışan, vücudumuzdaki istemsiz kaslarını yöneten, bütün duyularımızla algıladığımız her şeyi, adeta bir bilgisayarın yazılım programı gibi kaydeden ve gerektiğinde kullanmak üzere bilince veren parçasıdır. Bilinçaltı, uyurken bile çalışan eşsiz bir sistemdir. Bilinçaltının ana hedefi bedeni kollamak, korumak, hayatta tutmak ve devamlılığını sağlamaktır. Bilinçaltı kısa ve net tanımıyla tüm programın yazıldığı en büyük alandır. Bilinçaltımız bilincimizin inandığı ve doğru olarak kabul ettiği bütün emirleri uygular. Reflekslerimiz, sinir sistemi, cesaret, hırs, sabır, aşk irade, özgüven gibi duyguları bilinçaltı yönetir.
Yıllarca araştırmalara konu olmuş, sosyal bir varlık olan insanın, korunma sistemi olan bilinçaltı çevreden gelen uyaranlarla şekillenir. Bilinçaltı anne karnından itibaren şekillenmeye başlar. Bilinçli aklın devrede olmadığı, bebeklikten çocuk yaşa kadar olan evrede oluşan uyaranlar kişinin inançları haline gelir.
Bilinçaltı bütün bilgileri depolar. Bu bilgilerle insanın kişiliği ve davranışları oluşur.
Bilinçaltının hedefi, hayatta ve güvende tutmaktır. Bunu da refleks hareketler ve otomatik davranışlarla sağlar. Küçüklüğünde elini sobada yakmış bir çocuk, hayatı boyunca sobadan uzak durur. Çocukken boğulma tehlikesi geçiren biri, sudan korkup yüzme öğrenemez. Tüm bunlar çevresel uyaranlar ve reflekslerle öğrenilir.
Bisiklete binmeyi ya da araba kullanmayı bilincimizi kullanarak öğreniriz ancak öğrendikten sonra artık her adımı tek tek kontrol etmeden, çoğu zaman araba kullanırken otomatik pilotta gibi eve nasıl vardığımızı bile anlamadan geliriz. Öğrenme aşamasından sonra işin alışkanlık olması ve farkında bile olmadan yaptığımız şeylerin yönetimi bilinçaltındadır. Çünkü sürekli kayıtta olan bilinçaltı sizin araba kullanma durumunuzu da kaydetmiş ve artık size bir uyarı vermeden bunu otomatik bir süreç gibi devam ettirebilme yetisine sahip olmuştur.
Bu demek oluyor ki; bilinçaltı her anımızı sürekli kaydeden ve biz farkında bile olmadan, bizi bu kayıtlı bilgilerle yöneten büyük bir mekanizma.
Aynı ilkokulda çocukların İstiklal Marşı’nın bazı kelimelerini yanlış ezberleyip, ortaokul ve lise de bile bu hatalı okumayı devam ettirmesi gibi. Uzun süre tekrarlanmış ve kazanılmış davranışların değiştirilmesi yine uzun süre ve tekrar gerektirir.
Negatif bakış açısına sahip, dilinde hep olumsuzluklar olan birinin bilinçaltı sizce ne biriktirir?
Tabi ki siz ona ne verirseniz onu. Çünkü, o bir makine gibidir. İyi-güzel, doğru-yanlış-, faydalı-faydasız ayrımı yoktur. Bilgisayara yüklenen dosyalar gibi düşünün. Yağmurlu günlerin sıkıcı olduğunu düşünür ve sürekli bunu tekrarlarsanız; yağmur yağdığı anda size bu bilgiyi verecektir ve sizin de farklı bir şey hissetme ihtimaliniz kalmaz. Eğer yağmurun sıkıcı bir tarafı var; ama sesi de dinlendirici, huzur veriyor diyebilirseniz; kendiniz için bir seçenek kaydetmiş olursunuz. Yağmur yağdığında bilinçaltınız size mecburen bu seçenekleri sunacak ve siz de sıkılmayı veya huzur bulmayı seçeceksiniz.
Hep eksik olan taraflarınızı düşünürseniz, önünüze bir fırsat çıktığında bilinç altınız size hemen kendinizle ilgili bu negatif fikirlerinizi sunar ve bu fırsat için yetersiz olduğunuzu düşünür, vazgeçersiniz. Ama sadece olumsuz taraflarınızı değil de başarılarınızı, iyi yanlarınızı düşündüğünüz zamanlar olursa, o zaman yine kendiniz için bir açık kapı bırakmış, kendinize bir şans vermiş olursunuz.
Çok başarılı sporcuların motivasyon koçları vardır. Çünkü motive olamayan bir sporcunun başarılı olması mümkün değildir. Bu koçlar onların kendilerine olan güvenlerini güçlendirmelerini sağlarlar. Eğer bir işi başaracağımıza inanırsak, o işi kimse elimizden alamaz. Bu tüm başarı hikayelerinin altın kuralıdır. “İNANDIM ve BAŞARDIM” derler.
Dilimizin, sözümüzün, her bir kelimemizin ne kadar etkili olduğunu, bilinçaltımızın bizi yöneten gizli bir güç olduğunu öğrendiğimize göre; şimdi tek yapmamız gereken kontrolü ele almaktır.
Hayatımızda neye odaklanırsak onu çoğaltırız. “Benzer benzeri çeker” bilimsel bir gerçekliktir.
Önce kendi kendimize doğru mesajı vermekle başlamalıyız.
Bunu dua etmek gibi düşünebilirsiniz. Her akşam yatarken, her sabah kalkınca aşağıdaki olumlamayı okuyun. İlk başta yazanlara inanmakta güçlük çekebilir, bunun etkili bir yöntem olacağından şüphe duyabilirsiniz. Merak etmeyin, bu durum bilinçaltı sisteminin çalışmasına engel teşkil edemez. İsteğimiz bilinçaltınıza iyi mesajlar vermek. Siz bu cümleleri okurken, o bunların doğru olup olmadığını değerlendirmeden, sadece her zaman yaptığı gibi kaydeder.
Bir davranışın alışkanlık haline dönüşebilmesi için 21 gün aralıksız tekrarlanması gerekir. Bol şans diliyorum 😊
Peki bunu yapacağız da ne olacak? Yazımın başlarında da belirttiğim gibi, kalıplaşmış davranışlar uzun süreli tekrarlar ile oluşur. Eğer hayatınızda bazı durumların değişmesini istiyorsanız, bilinçaltınızı bu kalıplardan kurtarmak için onunla bu şekilde oyun oynamaya başlayabilirsiniz. Eğer 21 gün içerisinde bir aksama olursa tekrar başa dönmeniz gerekli.
Bir şeyin değerli ve etkili olması için zor olması gerekmez, bunu da aklınızda bulundurun.
BENİM DUAM
Güne güvenle başlıyorum. Ben sevgi ve ışık doluyum. Kendimi harika hissediyorum. Her sabah neşe içinde uyanıyorum. Her sabah güne enerjik ve mutlu başlıyorum. Yaşam neşe dolu ve ben hayatın tadını çıkarıyorum. Her gün maddi açıdan güçleniyor ve zenginleşiyorum. Ben her şeyin en iyisini ve en güzelini hak ediyorum. Sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor. Ben çok sağlıklı, mutlu ve başarılıyım. Kendimi bütünüyle seviyor ve takdir ediyorum. Korkularımı, kaygılarımı, üzüntülerimi, acılarımı özgürleştiriyorum. Herkesi affediyorum. Geçmişte yaptığım hataları affediyorum. İçimdeki ışık yaşamda mucizeler yaratıyor. Bolluk ve bereketi hayatıma çekiyorum. Ben kendime güveniyorum. Yaradana güveniyorum. Bolluk evreninde çok rahat yaşıyorum. Mutlu olmak benim doğal hakkım. Mutlu yaşamayı kabul ediyorum. Sevmeyi ve sevilmeyi hak ediyorum. İsteklerimi çok kolay ve çabasızca hak ediyorum. Yaşamın her anından zevk alıyorum. Sağlık, zenginlik, mutluluk benim doğal hakkım. Olumlu düşünüyorum, olumlu yaşıyorum. Yaşam neşe dolu ve ben zevkle yaşıyorum. Huzurluyum. Ben önemliyim, değerliyim. Ben ruhsal, zihinsel, bedensel dengedeyim, uyumluyum. Ruhum zihinsel, bedensel bir bütün. Ben seviyor ve seviliyorum. Ben kararlı bir insanım. Kendi kararlarıma ve başkalarının kararlarına saygı duyuyorum. Ben masumum. Ne yaptıysam iyi niyetle yaptım. Başkalarına ne kadar özgürlük tanırsam o kadar özgürleşirim. Başkalarına ne kadar az ihtiyaç duyarsam kendime o kadar güvenir ve özgür olurum. Kendimi önemli ve değerli olarak kabul ediyorum. Ben sevilmeyi, mutlu olmayı, başarıyı, varlığı hak ediyorum. Bolluk bilincim sürekli artıyor. Para yaşamımda sevgiyle dolaşıyor. Huzurlu ve dengeli yaşamayı seçiyorum. Bu dünyadaki rolümü sevgi, saygı, huzur ve zevkle oynuyorum. Olumlu düşünüyor, olumlu ve mutlu yaşıyorum. İşimi sevgiyle ve zevkle yapıyorum. ‘Geçmişimi’ sevgiyle onurlandırıyor, geleceğimi sevgiyle oluşturuyor ve şimdiki zamanı yaşıyorum. Geçmiş ve geleceğin esiri olmadan ‘an’da yaşamanın keyfini çıkarıyorum. Kendi içimde ve dışımdaki herkesle, her şeyle uyumlu yaşıyorum. Sahip olduğum olmadığım her şeye teşekkür ediyorum. Aldığım her nefesin değerini biliyor, teşekkür ediyorum. Özümde var olan sağlığı koruyorum. Sağlıklı yaşamayı seçiyorum. Özgür irademi ve seçim hakkımı etki altında kalmadan ‘ben’ olarak kabul ediyorum. Hepimiz birliğin parçasıyız ve birbirimizin oyununa sevgiyle destek oluyoruz. Hayatın sonsuzluğunda bulunduğum noktada her şey mükemmel, bütün ve tam. Dünyamda her şey iyi ve güzel. Evrende sınırsız güç, sevgi, bilgelik, bolluk ve bereket var. Ben mıknatıs gibi; ihtiyacım kadar gücü, sevgiyi, varlığı, mutluluğu çekiyorum. İhtiyacı olanlarla paylaşıyorum.
Paylaştıkça sevgiyle, güçle, varlıkla besleniyorum.

