Kalbin Elektromanyetik Alanı Sizin Süper Gücünüz
“İnsan kalbinin gizli hazineleri vardır, sırda saklanır, sessizlikte mühürlenir.”
Üniversite yıllarında tadına varamadan, mecburiyetten okuduğum Jane Eyre’in yazarı Charlotte Brontë’nin sözüdür. Kalbimizin gizli hazinelerini keşfetme zamanı geldi.
Bu yazım kalbin gücü ile ilgili. Kalbin gücü onun elektromanyetik alanından kaynaklanıyor ve bu alan da bize Süper Güçler veriyor😊 Önce bilimsel olarak kalbin neler yaptığını görelim, sonra “kalben” kalbinizle ilgilenme zamanının geldiğini fark edeceksiniz 😊
Biyoalan Bilimi
Biyoalan bilimi, insanın elektromanyetik alanını ve bu alanın dünyadan ve diğer canlılardan gelen çevresel elektromanyetik enerji ile etkileşimini inceler. Bu alandaki en önemli keşiflerden biri, vücudun elektromanyetik ritmini ayarlama ve sürdürmede kalbin önemini gözler önüne sermektedir. Kalbin elektromanyetik aktivitesi vücudun en güçlü ve tutarlı enerji kalıplarını üretir. Bu şekilde kalp elektromanyetik alanları kodlayan, birbirine bağlayan ve tüm bedene bilgi ileten bir ağın merkezi haline gelmektedir.

Kalbin elektromanyetik alanı beyininkinden 5000 kat daha güçlüdür. Elektromanyetik sinyaller kalpten beyne neredeyse anında seyahat ederek beyin fizyolojisini düzenler. Böylece bilişsel ve duygusal verilerin merkezi haline gelen kalp son derece hızlı tepkilerin oluşmasını sağlar.
Kalbin manyetik alanı vücuttaki her hücre tarafından algılandığı gibi, fiziksel bedenin yaklaşık bir metre dışına ulaşır ve elektrokardiyogram (EKG) aracılığıyla yakınlarda oturan başka bir kişide tespit edilebilir. Tek kelime bile konuşmadan, yanında olmakla bile sizi hafiflemiş hissettiren birini aklınıza getirebilir misiniz? Size hiç “kendinizle ilgili bu kadar pozitif bir enerjiniz var” denildi mi? Teknolojideki hızlı gelişmelere rağmen, kalbimizin elektromanyetik enerji alanının ne kadar uzağa ulaşabileceğinin potansiyeli hala araştırılmaya devam ediyor.
İnsanlar ve hayvanlar birbirlerinin enerji alanına girdiklerinde, bir kişinin kalp enerjisinin diğerinin beyin aktivitesiyle senkronize hale geldiği “frekans kilitleme” olarak bilinen bir olgu meydana gelir. Ayrıca, bedenlerimiz çevremizden gelen elektromanyetik enerjiye karşı bir alıcı görevi görür. Yani dünyanın çekirdeğinde erimiş halde bulunan demirin oluşturduğu elektromanyetik enerjiden, kablolu-kablosuz cihazların elektromanyetik alanlarına kadar tüm enerji alanları için alıcı konumundayız.
Kalbin enerji alanı ve fonksiyonlarına dair geçmişten günümüze bazı yorumları sizlerle paylaşmak istiyorum:
- Jeoloji eğitimi almış olan Gregg Braden, eğitimli bir bilim adamının bakış açısından bilim ve maneviyatın kesişimini araştırıyor. Kalp/beyin birlikteliğinden bahsederken, “Beynimiz ne yapması gerektiğine dair talimatlarının çoğunu kalpten alır. Çalışmalar, kalbin kendi başına düşünebildiğini, hissedebildiğini ve duygulara sahip olduğunu gösteriyor.”
- Aristoteles, kalbi akıl, düşünce ve duygunun merkezi olarak, önem bakımından beyinden daha üst düzeyde görüyordu.
- 9yy. Arap filozofu Ebu Nasr el-Farabi ise “İnsan vücudundaki yönetici organ kalptir; beyin, kalbe bağlı ikincil bir yönetici organdır.” der.
- 19.yy Fransız filozofu Auguste Comte, beynin kalbin hizmetkarı olması gerektiğini ilan etti.
- 12.yy Hristiyan mistiği Bingen’li Hildegard’a göre ruh, sanki bir evdeymiş gibi kalbin merkezinde oturur.
Kaliforniya’da çığır açan, kalp tutarlılığının ve sağlığa yararlarının keşfi için bilimsel çalışmalar yapan öncü bir araştırma merkezi olan HeartMath Enstitüsü’nde araştırma direktörü olan Dr. Rollin McCraty Ph.d, tüm dinlerdeki en yaygın ortak bilincin, kalbin bilgeliğin merkezi olduğunu söyleyerek geçmişten günümüze tüm farklı görüşlerin ve akımların buluştuğu bu ortak paydayı bir cümlede özetlemiştir.
Peki biz güncel hayatta kalbin bilgeliğini nasıl deneyimleriz?
Kalbiniz Duygusal Geleceği Önceden Bilir
Olayları önceden sezdiğimizde “İçime doğdu” deriz ya, işte şimdi nasıl içimize doğduğunu öğreneceğiz 😊

Çalışmalar, yoğun öfkenin veya üzüntünün kalbe zarar verdiğini gösterir. İstatistiksel olarak, sevdiğimiz birinin ölümünden sonra kalp krizi geçirme olasılığımız 20 kat daha fazladır.
Sevinç ve memnuniyet gibi olumlu duygulara tutarlı kalp ritmleri eşlik eder. Mutluluk kalbe iyi gelir. Kalbin endokrin sistem gibi hormonlar üretebileceğini düşünmüyoruz ama kalpte “aşk” hormonu denilen oksitosin üretilmektedir.
Dr McCraty, 2004 yılında Journal of Alternative and Complementary Medicine’da (Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi) yayınlanan bir makalede, akıllara durgunluk veren bir dizi deney ile kalbin duygusal geleceği “bildiğini” ilan etti.
Yani kalp, yakında olabilecek olayların duygusal ‘dokusunu’ önceden bilişsel olarak hissedebilir ve biz olayı gerçekten deneyimlemeden ve dolayısıyla önemli bir duygu hissetmeden önce bu bilgilere tepki verebilir. Kısacası, kalbiniz sezgisel olarak algılar ve ardından bu bilgiyi beyne ileterek sizi bir tepkiye hazırlar. Buna inanmanın zor olduğunu biliyorum, bu yüzden deneyleri kısaca açıklamama izin verin.
Katılımcıların her biri, rastgele seçilmiş resimlerin yanıp söndüğü bir bilgisayarın önüne oturur. İki tür resim vardır: nötr duygusal içeriğe sahip olanlar (meyve sepeti veya bir manzara gibi) ve yüksek duygusal içeriğe sahip olanlar (erotik sahneler veya korkunç araba kazalarının veya otopsilerin görüntüleri gibi).
Katılımcılar, kalp atışlarını, cilt iletkenliklerini, beyin dalga modellerini ve diğer sinir sistemi ve organ fonksiyon ölçümlerini izleyen ekipmanlara bağlanırlar ve altı saniye arayla bir dizi resmin yanıp söndüğü bilgisayar ekranını izlemekten başka bir şey yapmazlar. Resimler bilgisayar tarafından rastgele seçilmiştir.
Oturum bittiğinde, araştırmacılar hangi resimlerin hangi sırayla gösterildiği ve oturum sırasında katılımcıların içsel bedensel tepkilerinin kayıtları gibi veriler elde etmiş olurlar. Deneylerden elde ettikleri bu verileri işlediklerinde keşfettikleri şey tamamen beklenmedik bir durum yaratır.
Katılımcıların kalpleri (ve diğer bedensel tepkileri), resimlerin duygusal etkisiyle (duygusal olarak yüklü resimler için uyarılma veya duygusal olarak nötr olanlar için sakin temel ölçütler) ilişkili bir şekilde tepki verir ve bu zaten beklenen bir durumdur.
Şaşırtıcı olan şey, kalplerinin beyinlerinden saniyeler önce tepki vermesidir!
Aslında katılımcıların kalpleri, fizyolojilerinin uyarana tepki veren ilk kısmı olmuştur. Beynin vücudun komuta merkezi olduğu şeklindeki standart biyolojik modele aykırı olarak, kalp beyne veri göndermiştir.
Gerçekten akıllara durgunluk veren şey, kalbin (izleme ekipmanına göre) daha bilgisayar ekranında bir resim yanıp sönmeden önce yanıt vermesi olmuştur. Neyin geleceğini biliyormuş gibi görünmektedir – “önsezi” gibi. Gösterilecek ama henüz gösterilmemiş olan resim ürkütücü olanlardan biriyse, kalp bir uyarılma tepkisi gösterir ve vücudun geri kalanının da hazır olabilmesi için beyne hazırlık bilgisi gönderir. Bazen bu durum, resim ekranda yanıp sönmeden 6 saniye öncesinde bile deneyimlenmiştir!
Dr. McCraty deneylerini şu şekilde özetliyor:
“Bu deneyler, kalbin, vücudun uyarıyı fiilen deneyimlemesinden saniyeler önce, gelecekteki bir duygusal uyaranla ilgili bilgilerin işlenmesiyle doğrudan bağlantılı olduğuna dair bir kanıt niteliği taşır.”
Bu deneyler dizisi, bedenlerimizin nasıl çalıştığına ve dış dünyayla nasıl bağlantı kurduğumuza dair derin çıkarımlar sunmaktadır. En azından, etkilere bilinçli olarak tepki vermeden önce bilinçaltımızda nasıl tepki verdiğimizi ve kalplerimizin duygusal yaşamlarımızda önemli bir rol oynadığını görebilmekteyiz.

Artık kalbin gelecekteki olayların algılanmasında doğrudan rol oynadığı görüyor, en azından beynin bu konuda tek başına hareket etmediğini biliyoruz.”
Bunun gibi çalışmalar, kalbimiz ve duygularımız hakkındaki tüm o metaforları ve aforizmaları açıklamaya yardımcı olabilir:
“Kalbimi kırıyor”.
“Kalbinin sesini dinle”.
Kalp merkezimizden hareket ettiğimizde bedenlerimizin bilgeliğini takip ediyor olabiliriz. En azından insanlara, olaylara ve algılara farklı bir bakış açısı kazandırabiliyoruz.
“Bazen gönül, gözün görmediğini görür.” H. Jackson Brown
Bir sonraki yazım Kalp-Beyin Tutarlılığı üzerine olacak. Bunun için neler yapabiliriz birlikte inceleyeceğiz.
Sevgiyle


