3 Ağustos 2026, Pazartesi
More

    Satori

    SATORI

    Satori bir “Mevcudiyet” anıdır ve bir an için zihninizdeki sesten, düşünme sürecinden ve bunların bedende duygu olarak kendilerini göstermesinden uzaklaşmaktır. Daha önce bir düşünce dağınıklığının ve Duygu karmaşasının bulunduğu yerde, içsel bir ferahlık alanının açılmasıdır.

    Düşünen zihin Mevcudiyet’in ne anlama geldiğini anlamaz ve o yüzden de onu sıklıkla yanlış yorumlar. Sizin ilgisiz ve mesafeli davrandığınızı, merhametten yoksun olduğunuzu ve bağ kuramadığınızı söyler. Aslında sizin kurduğunuz bir bağ vardır ve bu bağ düşünce ve duygu düzeyinden çok daha derinlerde olan bir bağdır. Nitekim o düzeydeyken gerçek bir kavuşma, bağ kurmanın da ötesinde olan gerçek bir birleşme söz konusudur. Mevcudiyet’in dinginliğindeyken, kendi içinizdeki ve diğer kişinin içindeki biçimi olmayan o özün bir bütün haline geldiğini hissedersiniz. Gerçek sevgi, gerçek ilgi ve gerçek merhamet, o kişiyle “bir” olduğunuzu bilmektir.

    “Eğer varlığına bir damla zihinsizlik girerse, gerçeğin tadına bakmış olursun ve bu tat damağında sonsuza dek kalır. Unutamazsın…” Osho

    Tüm arzular, zihnin, Varlık’ın sevinci yerine, dışsal şeylerde ve gelecekte, kurtuluş ya da doyum aramasından kaynaklanır. Ben zihnim olduğum sürece; bu arzular, bu gereksinimler, istekler, bağlılıklar ve nefretlere dönüşürüm. Bunlardan ayrı salt bir olasılık, gerçekleşmemiş bir potansiyel, henüz filiz vermemiş bir tohum, olanın dışında bir “Ben” yoktur. Bu halde, benim özgürleşme ya da aydınlanma arzum bile geleceğe ertelenmiş bir başka arzudur. Bu yüzden arzulardan kurtulmuş hale gelmeye ya da aydınlanmaya “erişmeye” çalışmayın. ANDA MEVCUT OLUN. Orada zihnin gözlemcisi olarak bulunun.

    Doğa sizi An’a, Satorinize getirecek en gerçek yoldur.

    İnsanlar, zaman ve zihin alemine girdiklerinden ve Var’lığın farkındalığını yitirdiklerinden beri yani binlerce yıldır, acının pençesinde olmuşlardır. Kendilerini yabancı bir evrende, Kaynak’tan ve birbirlerinden kopmuş halde, anlamsız parçalar olarak algılamaya başlamışlardır.

    Zihninizle özdeşleştiğiniz sürece veya spiritüel olarak bilinçsiz olduğunuz sürece acı kaçınılmazdır.

    “Şimdiki an, bazen kabul edilemezdir, tatsız ya da berbattır.”

    O aslında sadece olduğu gibidir. Zihnin onu nasıl etiketlediğini, sürekli olarak yargılayarak yaşamanın, nasıl acı ve mutsuzluk yarattığını gözlemleyin. Zihnin çalışma biçimini izleyerek, onun direnç kalıplarının dışına çıkarsanız, o zaman şimdiki anın olmasına izin verebilirsiniz. Bu size DIŞ KOŞULLARA BAĞLI OLMAYAN BİR İÇ ÖZGÜRLÜK, GERÇEK İÇ HUZUR halini tattıracaktır.

    Şimdiki an her ne içeriyorsa, onu sanki kendiniz seçmişsiniz gibi kabul edin. Daima onunla birlikte çalışın, ona karşı değil. Onu dostunuz ve müttefikiniz kılın, düşmanınız değil. Bu tüm yaşamınızı mucizevi bir biçimde dönüşüme uğratacaktır.

    Hayatınızdaki en önemli ve en öncelikli ilişkiniz içinde bulunduğunuz anla, daha doğrusu onun aldığı herhangi bir biçimle var olabilme ve onunla kurduğunuz ilişkidir. Yani satorinizdir.

    Eğer anda mevcut olabilme ve anı olduğu gibi kabul edebilme ile ilgili bir sıkıntınız varsa, bu durum tüm ilişkilerinize ve karşılaştığınız her duruma yansıyacaktır. Bir kez belirli bir bilinç düzeyine eriştiğinizde (bu tip yazıları okuduğunuza göre, hemen hemen kesinlikle erişmiş olmalısınız), An’da olmakla, mevcudiyetle ne tür bir ilişki sürdürmek istediğinize karar verecek duruma gelirsiniz. An’ın benim dostum mu yoksa düşmanım mı olmasını istiyorum? An hayattır, ve bu karar aslında hayatla olan ilişkiniz üzerinde aldığınız bir karardır. Şimdiki an ile dost olmak istiyorsanız, size ne getirirse getirsin onu güler yüzle karşılayın. Bunu yaptığınızda hayat da size dostça davranacak ve kısa bir süre sonra sonuçlarını görmeye başlayacaksınız. İnsanlar size yardımcı olacak ve koşullar sizinle işbirliği yapmaya başlayacaktır. Tek bir karar sizin gerçekle ilgili tüm algılarınızı tamamen değiştirir.

    Yaptığınız işten nefret ediyor, çevrenizden yaka silkiyor, geçmişte olan bitenleri lanetliyorsanız veya içsel diyaloğunuz sadece “olmalı” ve “olmamalı” sözcükleri ile suçlamalar ve ithamlardan oluşuyorsa, siz olmuş bitmiş şeylerle tartışıyorsunuz ve An’ı, hayatı bir düşman haline getiriyorsunuz demektir.

    Bu durumda hayat size şöyle der: “Eğer istediğin şey savaşsa, alacağın şey de savaş olacak.” Siz de içsel durumunuza yansıyan dışsal gerçekliği her zaman düşman olarak algılarsınız.

    Kendinize sıklıkla sormanız gereken hayati soru “Benim An’la olan ilişkim nasıl?”

    An’ı sadece amaçlarıma erişmek için bir araç olarak mı kullanıyorum? Onu bir engel olarak mı görüyorum? “Şimdi” sahip olduğunuz tek ve en kıymetli şeydir. Hayat’tır. Bu soru da sizin hayatla olan ilişkinizi sorgular. Bu soru, içinizdeki egonun maskesini düşürmek ve sizi Satoriye (Mevcudiyete) getirmek için mükemmel bir yoldur. Bu soruyu artık ihtiyacınız kalmayıncaya kadar kendinize sık sık sorun.

    An’la sürdürdüğünüz bozuk ilişkinizin ötesine nasıl geçebilirsiniz?

    En önemli şey, bu bozukluğun kendi içinde, eylemlerinizde ve düşüncelerinizde olduğunu görmektir. Mevcudiyet ile, An’da olabilmekle, Hayat’la olan ilişkinizin bozuk olduğunu kabul ettiğiniz anda, o zaten çözülmeye başlar. Bunu görmek, mevcudiyet durumuna geçtiğinizi gösterir. Bazı insanlar bunu fark ettiklerinde yüksek sesle gülmeye başlar. Bunu fark etmek size seçme gücü verir ve bu sayede Hayat ile dost mu olacağınıza yoksa düşman mı kalacağınıza siz karar verirsiniz.

    Peki  “An”ı olduğu gibi kabul etme durumu size “Tevekkül”ü hatırlattı mı?

    Tevekkül kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir. Allah’a ya da Allah’ın planlarına güvenmeye dayalı olan, teslimiyeti anlatan İslami bir kavramdır. Tasavvuf ehli kişiler şu sözü söylerler: “Bu dünyada ol, ama bu dünyadan olma”. Bu sözün anlamı bu dünyada varsın ve yaşamak zorundasın. Var olmak için gerekeni yapacaksın, ama asla bu dünyanın çıkarcı ve bencil isteklerine uymayacak ve egonun, nefsinin esiri olmayacaksın.

    “Ölüm, siz olmayan her şeyin soyulup gitmesidir. Yaşamın sırrı, “ölmeden ölmek” ve ölüm diye bir şey olmadığını görmektir.”

    Sevgiyle…

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    Popüler Yazılar

    Favorilerim