3 Ağustos 2026, Pazartesi
More

    Aşık Olmak

    AŞIK OLMAK

    “Aşık olmak” diye tanımladığımız şey, çoğunlukla ego temelli isteklerin ve ihtiyaçların yoğun bir hale gelmesinden öte bir şey değildir.

    Başka birisine, daha doğrusu onun sizdeki imajına bağımlı hale gelirsiniz. Bunun, isteklerden tamamen arınmış olan gerçek sevgiyle bir ilgisi yoktur.

    Geleneksel anlamda, aşk kavramını en dürüst şekilde açıklayan dil İspanyolca’dır. Bu dilde Te quiero hem “seni seviyorum”, hem de “seni istiyorum” demektir. “Seni seviyorum” demenin bir başka yolu olan ve herhangi bir anlam kargaşası taşımayan “Te amo” ise, çok ender olarak kullanılır. Bunun nedeni belki de gerçek aşkın da en az onun kadar ender olmasıdır.

    Eğer birini seni mutlu ettiği için seviyorsan, o sevgi bir ihtiyaca dönüşür. Kendi içinde mutlu olmayı öğrenene kadar, gerçek aşkı bulamazsın. Çünkü Aşk, birisiyle bir ilişki değildir. Aşk her şeyiyle bir yaşam biçimidir.

    “Hepimiz görünmez bir eneji ağı ile birbirimize bağlıyız ve bu bağın adı “Sevgi”dir.”  Dr. Joe Dispenza

    Aşkın Hizmetkarı Ol

    Saf haldeki aşk fikrine tapmak gerekir.

    Sevdiğin sadece o fikrin vücut bulduğu şekillerden bir tanesi ve yaradılış bu fikrin milyonlarda değişik şeklinden oluşuyor. Bunlardan birisi bir çiçek, diğeri ay, sevdiğin bir başkası… çocuğun, annen, baban hepsi birer şekil, hepsi aşk denizinin birer dalgası. Ama asla bir sevgiliye uşaklık etme. Sevgilinin sadece evrensel aşkın ufacık bir ifadesi olduğunu asla unutma. Sevgili aracılığı ile aşka hizmet et, böylece sevgiliye bağlanmazsın. Ve insan sevgiliye bağlanmayınca aşk en yüce doruklarından birine ulaşır. İnsan bağlandığı anda aşağı düşmeye başlar. Bağlanmak bir tür yer çekimidir, bağlanmamak ise bir tür lütuf.

    Gerçek olmayan aşk, bağlanmaya verilen bir isimden ibarettir, gerçek aşk gayet kayıtsız kalır.

    Gerçek olmayan aşk fazlasıyla ilgilidir, devamlı ilgi gösterir. Gerçek aşk ilgilidir ama gereksiz yere değil.

    Gerçek aşkta onun egosunu tatmin etmezsin, o bunu hep talep etse bile. Gereğinden fazla ilgili ve bağlı kişi karşısındakinin egosunu okşar. Bu da sevdiğini zehirliyorsun anlamına gelir. Gerçekten onunla ilgiliysen, bunun sahici bir ihtiyaç değil, egonun bir kaprisi olduğunu görürsün; onu tatmin etmeye kalkmazsın.

    Aşk şefkati bilir ama ilgiyi değil. Bazen sert davranır, çünkü bazen sert olmak gerekir. Bazen çok uzak durur; eğer uzak durmak işe yarayacaksa, o da öyle yapar. Bazen çok soğuk durur; eğer soğuk durmak gerekiyorsa o da öyle yapar. İhtiyaç olunan her ne ise, aşk buna ilgi gösterir, ama kafayı takmaz. Gerçek olmayan ihtiyaçları yerine getirmeyecektir; karşısındakinde başgösteren zehirli figürleri desteklemeyecektir.

    Aşkı araştır; aşk yaşamın en büyük deneyimidir ve aşk enerjisi ile deneyimlere girmeden yaşayanlar hayatın ne olduğunu asla öğrenemezler. Fazla derinlere inmeden, yaşamın yüzeyinde kalırlar.

    Eğer Aşk ve Tanrı sözcükleri arasında bir seçim yapmam gerekirse aşkı seçerim; Tanrı’yı boşveririm, çünkü; aşkı tanıyan Tanrı’yı nasılsa bilir. Ama Tanrı hakkında kafa yorup felsefe yapanlar aşkı asla tanıyamayabilirler ve Tanrı’yı da asla tanıyamayabilirler.

    “Aşk, Özgürlük, Tekbaşınalık” Osho

    Sevgi, sevinç ve huzur Var’lığın derin halleridir. Bu yüzden onların bir karşıtı, zıddı yoktur. Çünkü onlar zihnin ötesinden kaynaklanırlar.

    Öte yandan duygular, dualistik zihnin bir parçası olduklarından, zıtlar yasasına tabidirler. Bu basitçe, kötü olmadan iyiye sahip olamayacağımız anlamına gelir. Yanlış bir biçimde, sevinç olarak adlandırılan şey, çoğu kez, sürekli olarak değişen acı/haz döngüsünün kısa süren haz bölümüdür.

    Haz daima sizin dışınızdaki bir şeyden alınır, oysa sevinç içinizden yükselir.

    Bugün size haz veren bir şey, yarın acı verebilir, ya da gittiğinde yokluğu size acı verir. Sevgi zannettiğimiz şey, bir süre haz ve heyecan verici olabilir, ama bu bağımlılık yaratıcı tutunma, bir anda zıddına dönüşebilen bir aşırı muhtaçlık halidir. Böylece bir çok “sevgi” ilişkisi, başlangıçtaki haz geçtikten sonra, “sevgi” ile “nefret”, “çekim” ile “saldırı” arasında gidip gelir.

    Gerçek sevgi size ızdırap vermez. O, birden nefrete dönüşmez. Gerçek sevinç de acıya dönüşmez.

    Buda, acı ve ızdırabın arzular yüzünden ortaya çıktığını ve acıdan kurtulmak için, arzu bağlarını korparmamız, yani arzulardan kurtulmamız gerektiğini söyler. Arzular madde dünyasının sonu gelmeyen dürtüleridir. Arzularınızın kölesi olmayın.

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz

    Popüler Yazılar

    Favorilerim