Teslimiyet
Teslimiyet, benim içsel olarak olan bitenle bir işbirliği, bir uyum içinde olduğumu gösterir.
“Olan biten”den kastım, tabi ki Şimdi’nin başka türlü olması mümkün olmayan durumuyla ilgilidir. “Olan biten” tek ve eşsiz anın aldığı şekildir. “Olan biten”le işbirliği içinde olmak ise, onlarla içsel bir teslimiyet ilişkisi içinde olmak demektir. Onlara “iyi” veya “kötü” gibi zihinsel yaftalar yapıştırmamak ve onların oldukları gibi olmalarına izin vermek demektir.
Teslimiyet, yaşama direnmek yerine, yargılamadan ona izin veren bir açıklık, her şeyi bilişinizle sevecen bir biçimde kucaklama kapasitesidir.
Eğer yaşadığınız An’ı değiştirmek için yapabileceğiniz bir şey gerçekten yoksa ve o durumdan uzaklasamıyorsanız, o zaman tüm içsel direnci bırakarak anı bütünüyle kabul edin. O zaman mutsuzluk, içerleme hisstemekten ve kendine acımaktan hoşlanan sahte, mutsuz benlik varlığını sürdüremez. Buna teslimiyet denir. Teslimiyet zayıflık değildir. Onun içinde büyük bir güç vardır.
Sadece teslim olmuş bir insan ruhsal güce sahiptir.
Teslimiyet yoluyla siz durumdan içsel olarak özgür olursunuz. O zaman, sizin bir çaba göstermenize gerek kalmadan durumun değiştiğini görebilirsiniz. Her iki durumda da siz özgürsünüzdür.
Ya da yapmanız “gereken” ama yapamadığınız bir şey var mı?
Kalkın ve onu şimdi yapın. Veya eğer seçiminiz buysa, eylemsizliğinizi, tembelliğinizi ya da pasifliğinizi şuanda tamamen kabul edin. Ona bütünüyle girin. Onun keyfini çıkarın. Olabildiğiniz kadar tembel ya da eylemsiz olun.
Eğer onun içine bütünüyle ve bilinçli olarak girerseniz, çok geçmeden onun dışına çıkacaksınızdır. Ya da belki bunu yapamayacaksınızdır. Her iki halde de, hiçbir içsel çatışma, direnme ve olumsuzluk yoktur.
Peki bu durum, hayatınızda herhangi bir değişiklik yapmak için, bir girişimde bulunamayacağımız anlamına mı gelir? Hayır, tam tersine. Eylemlerimizin temelinde, Şimdi’yle içsel bir uyum içinde olmak yatıyorsa, Hayat’ın kendi zekası onları kesinlikle daha da güçlendirecektir.
Büyük Hintli düşünür ve spiritüel eğitmen J. Krishnamurti, elli yılı aşkın bir süre boyunca neredeyse hiç durmadan bütün dünyayı dolaşarak, insanlara sözcüklerle ifade edilmesi mümkün olmayanı, yani sözcük ve içerik ötesinde olanı anlatmaya çalışmıştır. Hayatının sonlarına doğru yaptığı konuşmalardan birinde, “Benim sırrımı bilmek ister misiniz?” diye sorarak dinleyicilerini şaşırtır. Herkes birden kulak kesilir. Dinleyicilerin pek çoğu onu yirmi, otuz yıldan beri dinlemektedir, ama kimse onun öğretilerinin özünü özünü kavrayamamıştır. Demek ki, öğretmenleri onca yıldan sonra nihayet öğretilerini kavramak için gerekli olan anahtarı onlara uzatıyor diye düşünürler. Ama üstat sadece “Ben olanı biteni umursamıyorum,” der. “İşte benim sırrım bu.”
Teslimiyet için Mevlana der ki:
“Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin?”
Teslimiyet İfadesi
İçimdeki evrensel zihin, endişelerimi, kaygılarımı, önemsiz dertlerimi bağışlıyor ve onları sana veriyorum. Sorunları benden çok daha iyi çözebilecek akla sahip olduğunu biliyorum. Dünyamdaki oyuncuları ayarla ki kapılar açılsın. İçsel zeka, üzüntülerimi ve kendime duyduğum acıma duygularını sana bırakıyorum. Uzun zamandır içsel düşüncelerim ve eylemlerimle baş edemedim. Müdahale etmene ve benim için doğru olan, daha üstün bir yaşam sunmana izin veriyorum.
Sevgiyle…



Teslimiyet konusunda aynı şeyi düşünmüyoruz ama burada ayrıntılandırmak pek mümkün değil. Teslimiyet kötü değildir ifadesi,içerdiği kesinlik sebebiyle bence çok geçerli değil. İstemeden de teslim olunabilir,boyun eğilebilir. Hatta rica uğruna bile. Böyle zamanlarda iyiliği düşünmek sadece yersiz optimistliktir bence.. Yine de eline sağlık.. kılıçlar yerine beyinlerin çarpışmasını özlemiştim:)
🙂 Sevgili M.E., Teslimiyeti seninle uzun uzun konuşabiliriz. Teslimiyet çok hayati ve evrensel bir kavram. Sonsuz bir iç özgürlük ve güven duygusuna sahip olduğunda, evrenin düzenine teslim olmak, kendine teslim olmak; olmuş olan, olmakta olan ve olabilecek her şeye teslim olma duygusu kendiliğinden oluşuyor. “Teslimiyet” kelimesi, savunma sistemi çok aktif olan kişiler için duyar duymaz olumsuz bir ifade oluşturabilir. Maneviyatı hayatına yön verenler için kulağa hoş gelebilir. Hayatta belli baskılarla yoğrulmuş kişiler içinse yine olumsuz bir duygu uyandırır. Onun yerine “sonsuz güven” olarak bir güncelleme yapıyorum 🙂 Bu açıdan bakarsan belki biraz daha yumuşar. Mecburiyetten teslim olduğumda seçeneklerime bakarım, yapabileceğim bir şey varsa yaparım, yoksa da bu durumu yaşamam ve bundan bir şey öğrenmem gerekiyormuş demek ki der ve teslimiyetimle baş başa bir sohbete başlarım. Beni neden ziyaret ettiğini sorarım. Çoğu zaman “Sen çağırdın.” der 🙂 Rica uğruna teslim olduğumda da bilirim ki bu benim kararım. Rica mecbur kılmaz. Sorar. Biz de evet ya da hayır deriz. Genelde “evet” seçeneği bizi daha iyi biri yapacağı için egomuzu kabartmayı seçeriz. Çoğu zaman bizi mutsuz edeceğinden emin olsak bile, başkaları için “doğru, iyi” olmak uğruna mutluluğumuzu feda ederiz. Ben, önce “kendim için iyi olmaya” karar verdiğimden beri, gerektiğinde ricacılara hayır diyebilme yeteneğimi geliştirdim. Tavsiye ederim, iyi geliyor 🙂
Uzun istişarelere açık küçük bir konu…:) o zaman hayır diyebilmekle ilgili yine mutlaka bildiğin bir kitap tavsiyesi:Hayır Diyebilme Sanatı…