Tezahür Ettirmenin Kaybolan Sırrı
Song Chengxiang tarafından yazılan “Tezahür Ettirmenin Kaybolan Sırrı” adlı kitabın orijinali Çince’dir. Kitap olarak bulamadım, ancak PDF kaynaklardan, çevirisini biraz düzelterek sizlerle paylaşıyorum.
Pierre Franckh’in “Rezonans Kanunu” kitabı da buna benzer bilgiler veren, çok beğendiğim ve sizlerle paylaşacağım kitaplardan biri.
Daha önceki yazılarımda bilinçaltımızın nasıl çalıştığından ve olumlamaların hayatımıza etkilerinden bahsetmiştim. Chengxiang, bunları onaylamalar başlığıyla derinlemesine ele alıyor; çok basit ve bir o kadar da etkili tekniklerle hayatımıza nasıl da kolayca kazandırabileceğimizi bizlerle paylaşıyor. Her bir dersi okuduğunuzda, bir hafta boyunca uygulamanızı istiyoruz. Amaç okuyup bitirmek değil, okurken öğrenmek, sindirmek, hayata geçirmek. Ben olsam ilk dersi okurken, bir kağıda notlar yazar, cebime veya en çok nerede gözüme çarpacaksa oraya koyardım.
Keyifle okumanız ve şimdi uygulamaya başlamanız dileğiyle 😊
Ders 1: İsteyin, verilecektir
Ders 2: Onaylamalarla Bilinçaltı Zihne Yolculuk
Ders 3: Evrenle Uyum
Ders 4: Bakış Açınızı Değiştirin, Dünya Değişsin
Ders 5: Şükretmenin Gücü
Ders 6: Kendini İyi Hissetmenin Gücü
Ders 7: Olasılıklar Kozmik Alanı
Ders 8: Arzularınız Neden Gerçekleşmiyor?
Ders 9: Hedefe Ulaştıran Doğru Eylem Nedir?
Ders 10: Başarının 3 Anahtarı “Karar, Sezgi, Eylem”
1. HAFTA // DERS 1
İsteyin, Verilecektir

“İsteyin, verilecektir.” Bunu milyonlarca kez duyduğunuza eminim. Sadece hikayelerde ve filmlerde olabileceğini ve size hiçbir zaman olmayacağını düşünebilirsiniz. Fakat tezahür ettirmenin, siz dahil herkes için geçerli olan, evrensel bir gerçek olduğunu söyleyebilirim.
Bugün, size bunun nasıl olduğunu açıklayacağım. Adım adım kullanabileceğiniz bir yöntemle, bu prensiple yaşamayı öğreneceksiniz. Size tekniği sunmadan önce, bu evrensel kanunun neden mükemmel bir şekilde çalıştığı ve neden mutlak gerçek olduğu üzerine konuşacağım.
Bilim adamları, yüzyıllardır insan beyni üzerinde çalışmaktadırlar. Beynin anatomisini çok iyi bilmekle beraber, düşüncelerin üretildiği yerin neresi olduğunu henüz bulamadılar. Muhtemelen hiçbir zaman da bu konuda başarılı olmayacaklar. Çünkü, düşünceler beynimiz aracılığıyla akar, fakat beynimizde üretilmezler. Öyleyse, düşünceler nereden geliyorlar?
Düşünceler her şeyin tezahür ettiği, saf birleşik zihin alanından gelmektedir. Bazı insanlar bu alana evrensel zihin veya kozmik zihin derler; bazıları da tanrı veya kaynak enerji der. Temel olarak hepsi aynı şeydir. Bu, düşüncelerin, benim, sizin ve dünyadaki her şeyin kaynağı olan, birleşmiş alandır. Hepimiz bu alanın uzantılarıyız ve hepimiz bu alanla biriz.
Okyanusları, dalgaları düşünün. Dalgalar milyonlarca farklı şekle sahiptir, fakat gerçekte hepsi okyanusun uzantılarıdır. Aynı şekilde, bizler de birleşik alanın uzantılarıyız. Eğer birleşik alan ya da tanrı ile bir isek; düşüncelerimiz Tanrının düşünceleridir, arzularımız Tanrının arzularıdır. Tanrının, kendi arzularını yerine getirmekte başarısız olduğunu mu düşünüyorsunuz? Tabi ki hayır. Bu durumda neden arzularımız için endişeleniyoruz? Ne istersek, o verilecektir.
Öyleyse mantıklı bir soru:
Neden hala hayatım zahmet içinde geçiyor?
Neden hala endişe ve mutsuzluk deneyimliyorum?
Cevap çok basit:
Şu an ne deneyimliyorsanız, geçmişte bir noktada onu istediniz veya davet ettiniz.
Ne zaman endişe ve kaygı düşüncelerinize hakimse, endişeye neden olan olayların fazlasını istiyorsunuz demektir. Bizler, her zaman bilinçsiz olarak negatif şeyler isteriz. Negatif bir dünyada yaşıyoruz. Birçok insan her zaman negatif düşünüyor. Kimseyi suçlayamayız; bu hayatın işleyiş şeklidir. Ancak, negatif düşüncelerin üstesinden gelmedikçe gelişemeyiz. Aynı yer çekimi kanununu yenmeden, dağa tırmanamayacağımız gibi.
Öyleyse şunu soralım:
Negatif düşüncelerin ve negatif güçlerin üstesinden nasıl gelebiliriz? Onları pozitif düşüncelere çevirerek yenebiliriz.
Bunu çok az insan yapabiliyor. Yıllar boyunca, dünyanın en iyi üstatlarından çok etkili ve güçlü teknikler öğrendim. Bu teknikler, uygulaması son derece kolay ve son derece güçlü tekniklerdir. Uygulamaya başladığınızda, bir kaç gün içinde, hatta bazen hemen yararlarını göreceğinizi garanti ederim.
Niyetleriniz Açık ve Belirgin Olsun

Almak için önce istemelisiniz ve ne istediğiniz konusunda net olmalısınız. Her gün 60.000 düşünce geçer aklımızdan. Hangisi önemlidir? Bir çok düşüncemiz birbiriyle çatışır.
Diyelim ki Londra’ya gitme düşünceniz var, ama aynı anda Newyork’a gitmeyi de düşünüyorsunuz. Evren hangi isteğinizi yerine getirsin? Nihayetinde ikisi de gerçekleşmez, bir sonuç alamazsınız. Ne istediğiniz konusunda son derece açık olmak en önemli adımdır.
Teknik 1 : Niyet Yazma
İlk teknik, ne istediğiniz konusunda net olmanızı sağlayan, niyet yazma tekniğidir.
Bu tekniği Brian Tracy’den öğrendim ve biraz geliştirdim. Böylece daha kullanışlı hale geldi.
Her sabah uyandığınızda ve her akşam yatmadan önce niyetlerinizi şu şekilde yazın:
“Şimdi …..şunu….. yapmaya niyet ettim. Bunu veya daha iyisini kabul ediyorum.”
Eğer yeni bir BMW istiyorsanız:
“Yeni bir BMW araba tezahür ettirmeye niyet ettim (azmettim) (hedefledim). Bunu veya daha iyisini kabul ediyorum.”
Cümleleri değiştirmenizi tavsiye etmiyorum. Çünkü bu formatın çok güçlü olduğuna inanıyorum. Bütün niyetlerinizi yazdıktan sonra şu cümleyi yazın:
“Lütfen bunların veya daha iyilerinin, benim ve ilgili herkesin en yüksek iyiliğine olacak şekilde gerçekleşmesini sağla. Teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim.”
Aynen bu şekilde yazın, cümleyi değiştirmeyin. Cümleleri değiştirmememizin sebebi, bambaşka bir konu olarak derinlemesine anlatılmalı. Ama bana inanın, bu şekilde kullandığınızda faydalı olduğunu göreceksiniz.
Teknik 2 : İçsel CEO’nuzla Anlaşma
Bu tekniği Bob Scheinfeld’ten öğrendim.
Küçük bir kutu hazırlayın ve onu sizin için özel bir yere koyun. En önemli niyetlerinizi kağıtlara yazın ve kutunun içine koyun. Şimdi yüksek benliğinizle anlaşma yapmak zorundasınız. (Bob ona içsel CEO diyor.) Anlaşma, bu kutuya ne koyarsanız koyun
sizin için önemli olduğudur.
Bu iki tekniği kullanarak, dileklerinizi birleşik alana başarılı bir şekilde gönderebilirsiniz. Birleşik alanla birleşin.
Teknik 3 : 15 Dakika Kısa Meditasyon

Sabah ve akşam 15 dakika meditasyon yapın. Sadece nefesinize odaklanın, zihninizin odağınızdan çıktığını fark ederseniz, dikkatinizi tekrar nefesinize getirin. Bu teknik sizin birleşik alanla tekrar bağlanmanızı sağlar ve enerjinizi yeniler. Bağlantıyı hissettiğinizde birleşik alan sizin için en iyi şekilde çalışır. Bu basit teknik, hayatınızda büyük bir fark yaratacaktır. Bana inanın.
Sonraki iki teknik, bütün negatif kalıpları temizleyecek ve birleşik alanla uyum içinde çalışmanızı sağlayacaktır. Bu, arzularınızı tezahür etme işlemini hızlandırır.
Teknik 4 : 17 Saniye Değişim Sağlamak
Dr. Robert Antony’den öğrendiğim favori tekniğimdir. Hayatımın kalitesini çarpıcı bir şekilde değiştirdi. Sizinkini de değiştirecektir.
Bir çok kişisel gelişim programı başarılı olmaz, çünkü kişiler anda çalışmazlar. Negatif bir duygumuz varsa onu hemen, o an değiştirmeliyiz. Birikmesine izin vermeyin. Bu aynı bir şalterin çevrilmesi gibidir.
Gün içinde, ara ara en az 17 saniye güzel duygular düşünün. Sizi iyi hissettiren ve şükran duyduğunuz olaylara, şeylere ve insanlara 17 saniye boyunca odaklanın. Bunu, kendinizi kötü hissettiğiniz zaman yapabilirsiniz, ancak kendinizi iyi hissettiğiniz zaman da yapabilirsiniz. Böylece kendinizi daha da iyi hissedersiniz.
Şükran duyduğunuz ve yapmaktan zevk aldığınız şeylerin listesini yapın. Gün içinde bu listeye defalarca bakın ve 17 saniye odaklanın hayatınızda çarpıcı değişiklikler göreceksiniz..

Teknik 5 : Üç Dakika Güç Molası
Bu John Harrichara’nın ünlü Üç Dakika Güç Molası tekniğidir. Bir tılsım gibi çalışır. Bu alıştırmayı yapmadan önce, kendinizle bir anlaşma yapın; ne probleminiz olursa olsun, onu bir süre bırakın ve üç dakika boyunca, ne düşünmek istiyorsanız onu düşünün. Alıştırma aşağıdaki şekilde üç adımdan oluşur.
1. Adım: Problemlerinizle bağlantınızı kesin.
2. Adım: Eğer arzunuz şu an gerçekleşmiş olsa ne hissedersiniz? Zihninizde gerçekten olmuş gibi deneyimleyin.
3. Adım: Teşekkür edin ve minnettarlık duyun.
Hepsi sadece üç dakika sürüyor. Kolay değil mi? Öyleyse yapın 😊
Yönteme Güvenin
Zaman zaman kendinizi arzularınızın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda endişelenirken bulursunuz. Böyle bir durum içinde olduğunuz zaman kendinize gerçeği hatırlatın. Bana gerçeği hatırlatmaları için kendime söylediğim şeyler:
“İçimdeki yaşam, ayrılmaz bir şekilde bütün hayatla bağlıdır ve bütünüyle benim kişisel gelişimime adanmıştır.”
Ya da şöyle derim:
“Aradığım şey beni arıyor. Bana nasıl geleceği konusunda onu serbest bırakıyorum ve kalbimin arzusu üzerine odaklanıyorum. İçimdeki yüksek benliğim, onun nasıl gerçekleşeceğini biliyor, ben sadece gevşiyorum ve olmasına izin veriyorum. Arzumun gerçekleşmesi için gereken her şey sevgiyle ve uyumla bana kendiliğinden geliyor. Bunu veya daha iyisini kabul ediyorum. Ben hazırım, alıcıyım, müteşekkirim ve öyle oluyor.”
Bu teknikleri uygulayın. Bir kaç gün içinde harikulade sonuçlar alacaksınız.
2. HAFTA // DERS 2
Onaylamalarla Bilinçaltı Zihne Yolculuk

Onaylamalar, yüzyıllardır başarılı insanlar tarafından kullanılmıştır. Normal insanların da, hayatlarında mükemmel sonuçlara ulaşmasına yardımcı olmuştur. Onaylamalar bir çok başarısızlığı başarıya dönüştürmüş, insanlığın gelişim tarihinde bir çok mucize yaratmıştır.
Buna rağmen onaylamaları kullanıp, gelişim görmeyen kişiler de olmuştur. Onaylamalar bu kişilerde neden işe yaramamıştır? Bu insanlar onaylama tekniklerini kullanırken hangi öğeleri eksik yapmışlardır?
Bu soruları sürekli kendime sorup, cevaplarını aradım. Sonuç olarak, hiçbir kitap bu sorunun cevabını veremedi. Belli durumlar için bazı kitaplarda ipuçları var, fakat tamamı için bir açıklama bulamıyoruz.
Deneyerek, geçersiz olan tüm yaklaşımları ayıkladım ve sadece etkili olan, gizli teknikleri burada sizlerle paylaşıyorum.
Onaylamanın Amacı
Size bu etkili teknikleri vermeden önce, onaylamaların gerçek amacını anlatmam gerekiyor.
Basitçe ifade edersek, onaylamaların amacı emirleri bilinçli zihinden, bilinçaltı zihne vermektir. Bilinçaltı zihnin her şeyi doğru olarak kabul etme gibi bir yeteneği vardır. Neyi ele alırsa alsın onu gerçeğe dönüştürür. Onaylamanın amacı mesajı bilinçaltı zihne geçirmek ve mesajın doğru olduğuna inandırmaktır.
Öyleyse bu bizi etkili onaylamanın ilk elemanına götürür.
1. Onaylama, bilinçaltı zihin için mutlaka inanılır olmalıdır
İnsanların kullandığı bir çok onaylama, ilk aşamada başarısız olur. Çünkü bilinçaltına realist olmayan mesajlar vermeye eğilimli olup, pozitif cevaplar bekleriz. Eğer iflas etmişseniz ve kendinize yılda 100.000 dolar kazanacağım derseniz, bu zihniniz tarafından kabul edilebilir mi? Eğer obez denecek şekilde şişmansanız, ben çok çekiciyim derseniz, zihniniz buna inanır mı? Sanmıyorum.
Eğer iflas etmişseniz ve yılda 100 bin dolar kazanmak istiyorsanız yada şişmansınız ama çekici olmak istiyorsanız ne yapmalısınız?
En iyi yöntem “seçiyorum” ile biten onaylamalardır.
Yılda 100.000 dolar kazanıyorum demek yerine “Yılda 100.000 dolar kazanmayı seçiyorum” deyin.
Ben çekiciyim demek yerine, ben “İnsanların beni çekici bulduklarını hissetmeyi seçiyorum” deyin.
Farkı hissettiniz mi?
2. Bilinçaltı zihin kanıt arar
Bir onaylamanın bilinçaltına gidebilmesi için, milyonlarca kez tekrarlanması gerektiği konusunda yanlış bir inanış vardır. Bu işe yarar ancak şart değildir. Onaylamalarımızı yerleştirmek için tekrarlama metodunu kullanabiliriz fakat daha kolay bir yol da vardır. O da kanıtladığınız anda onaylamanızı ifade etmenizdir.
Bir çok insan fakirdir, sefalet içindedir, çünkü para ile acıyı birleştirmişlerdir. Ne zaman para harcasalar, hemen borçlarını düşünürler. Bu durum da otomatik olarak acıya neden olur. Para harcamak haz vermez, tükenişi ifade eder. Paraya ile eşleştirdiğiniz duygu, sizin zengin veya fakir olmanıza sebep olur.
Bunu kendi avantajınıza nasıl döndürürsünüz?
Para harcarken acı hissetmek yerine, para harcarken zevk almayı, zevkle para harcamayı bağdaştırsak ne olur?
Bir sonraki alışverişinizde, ödeme yapmak için paranızı veya kredi kartınızı çıkardığınızda, kendinize “Her zaman harcadığımdan daha fazla param var” deyin. Bu doğrudur, çünkü bilinçaltı zihniniz kanıtı görür. Parayı harcadıktan sonra, cebinizde paranız veya kredi kartınızda limit varsa bu onaylama doğrudur.
Öyleyse bilinçaltı zihniniz buna inanır 😊
Birinci ve ikinci metodu birleştirip, şöyle bir onaylama yapabiliriz:
“Her zaman harcadığımdan daha fazla param olduğunu hissetmeyi seçiyorum.”
Nasıl hissettiğinize bakın. Bunun için defalarca onaylama yapmanıza gerek yok, birkaç kez tekrarlamanız ve gerçek hayatta kanıtlanması, bilinçaltınızın buna inanmasını sağlayacaktır.
3. Onaylama, duygularınızı tetiklemelidir
Bilinçaltı zihnin diğer bir gerçeği de, onun kelimelerle konuşmuyor olmasıdır. Onunla sadece duygularla veya hislerle iletişim kurabilirsiniz. Duygularınızı tetiklemek için iki metot vardır.
Birinci metot duyguları kapsayan kelimeler kullanmaktır.
Neşeli, zevkli, rahat, hoş gibi sözcükler etkili şekilde iş görür.
İkinci metot ise hayal gücünü kullanmaktır. Onaylamalarınızda belirttiğiniz durumları çoktan gerçekleşmiş gibi gözünüzde canlandırın. Kendinizi o durumda görün ve o duyguları hissedin.

4. Onaylama mutlaka 3 P metoduna uymalıdır
(Positive – Present – Personel) Pozitif, Şimdi, Kişisel
Olumlu: Onaylamalar mutlaka olumlu olarak belirtilmelidir.
Ben şişman değilim demek yerine, “Zayıf olmayı seçiyorum.” deyin. Çünkü; zihin “ben şişman değilim”in anlamını kavramadan önce, “şişman” kelimesini algılar, onun anlamını düşünür ve kaçınılmaz bir şekilde şişmanlık hissi oluşur.
Şimdi: Onaylamalar mutlaka şimdiki zamanda olmalıdır. Birçok kitapta buna değinilir ancak ben biraz daha genişletmek istiyorum.
“Benim lüks bir arabam var” derseniz, zihniniz buna inanmaz. Ancak, birinci teknikte olduğu gibi, “Lüks bir araba sahibi olmayı seçiyorum” derseniz, zihniniz bunu gerçekleştirmek için elinden gelenin en iyisini yapacaktır.
Kişisel: Onaylamalar mutlaka kişisel olmalıdır. Bilinçaltınız sadece sizin için çalışır.
“Ann beni seviyor” derseniz bu etkili olmaz çünkü, Ann üzerinde hiçbir kontrolünüz yoktur.
“Ann’nin beni gerçekten sevdiğini hissetmeyi seçiyorum” derseniz, kontrol sizde olur. Çünkü duygularınızı kontrol edebilirsiniz.
5. Kişisel gelişim onaylamaları mutlaka kıyaslamalı ifade edilmelidir.
“Kendime güveniyorum” demek yerine “Kendime olan güvenim gittikçe artıyor” demek daha etkilidir.
Daha da etkili olan şekli ise “Gittikçe kendime daha fazla güvenmeyi seçiyorum“ demektir.
Kıyaslama, kendinize güven derecenizin sınırsız olması için kullanılır. Aksi halde, zihniniz sizin yeterince kendine güvenli olduğunuzu düşünür, ve daha fazla bir şey yapmaya gerek duymaz.
Onaylamalarla ilgili araştırmalarım sonucunda, bu beş tekniğin çok etkili olduğunu gördüm. Bu tekniklerin hepsini birlikte kullanırsanız, sonuçların şaşırtıcı olacağını size garanti ederim. Sadece bazılarını kullansanız bile onaylamalarınızın daha etkili olduğunu göreceksiniz.

3. HAFTA // DERS 3
Evrenle Uyum
İnsanlar genelde, istediklerinin para veya ilişki olduğunu düşünürler, aslında istedikleri şey mutluluktur. Zenginlik, ilişkiler, sağlık mutlu olmanın sadece ödülleridir.
Mutluluk, evrenle uyum içinde olmanın titreşimsel ifadesidir. Bildiğiniz gibi, benzer titreşim frekansları birbirini çeker. Öyleyse, mutluluk titreşimi sizin, daha fazla zenginliğe, daha iyi ilişkilere veya daha iyi bir sağlığa sahip olmanıza neden olur. Çünkü, bunlar sizin mutluluk seviyenizi yükseltirler ve mutlulukla aynı titreşimdedirler.
Eğer paranın peşinden koşarsanız, ona sahip olmanız çok uzun sürebilir. Ama mutluluğun peşinden koşarsanız, para size akar. Aynı şey sağlık ve ilişkiler için de geçerlidir.
Ben, hayatta ulaşmamız gereken nihai amacın, mutluluk olduğuna inanırım. Öyleyse mutluluğa ulaşmanın kolay yolu var mıdır?
Evet. Şimdi size açıklayacağım.
Dr. Wayne Dyer’dan öğrendiğim ve hiç unutmayacağım bir deyiş; “Nasıl hizmet edebilirim?” diye sormak. Dr. Dyer, “Nasıl hizmet edebilirim?” sorusunu gün boyu, mantra gibi tekrar ettiğini ifade eder. Konferanslar için hiçbir zaman yanına not almadığını, konuşmaya başladığında sözcüklerin kendiliğinden aktığını söyler. Dr. Dyer, hayatın her alanında başarılı olan biridir ve başarısının en büyük nedeni de “Nasıl hizmet edebilirim?” mantrasında yatar.
Şimdi kendinize “Nasıl hizmet edebilirim?” diye sorun. Bu nihai mutluluğun anahtarıdır.

Sizinle bazı deneyimlerimi paylaşacağım:
Hayatımda en sevdiğim şeylerden biri, insanların yaşam kalitelerini arttıracak makaleler yazmaktır. Bir makaleyi bitirdiğimde, bütün bedenimde pozitif enerji akışı olur. Bazen bu makaleyi nasıl oluşturduğuma şaşırırım. Nasıl bu kadar çok makale yazabiliyorum? Her hafta bir çok kişi nasıl benim makalelerimi okuyor?
Sonunda anladım. İşin sırrı “Nasıl hizmet edebilirim?” cümlesindeydi. Bir makale yazmaya oturduğumda, her zaman “Nasıl hizmet edebilirim?” diye sorarım. Şaşırtıcı bir şekilde fikirler gelir, ben sadece yazarım.
Bunun nasıl olduğunu anlamaya çalışırken, bu bilgilerin benden değil, yüksek bilinçten geldiğini keşfettim. Ben sadece, akan bilgilerin kanalıyım. Çünkü, burada olmamın nedeni bu. Ne zaman hizmet etsem, pozitif enerji hissediyorum ve mutlu oluyorum.
Hayatımın amacının hizmet etmek olduğunu öğrendim ve bu herkes için böyledir ve Tanrının öğrenmemizi istediği şeydir. Bunu fark ettiğinizde, kendinizi tam hissedersiniz. “Hayatınızın amacı hizmet etmektir.”
Kendiniz için mutluluk arıyorsanız, onu yakalayamayabilirsiniz; ama başkalarının mutluluğu için çalışıyorsanız, o size kendiliğinden gelir.
Bunu bildiğim için, ne zaman bir makale bitirsem, kendimi son derece mutlu hissediyorum. Çünkü, biliyorum ki bir çok kişi bu yazılarımdan faydalanıyor ve az da olsa hayatında iyi yönde bir gelişme oluyor.
Okuyanların %90’ı herhangi bir şey yapmasa bile, okuduklarında farkındalıklarında bir gelişme oluyor ve uzun vadede bunun yararını görüyorlar.
Bununla birlikte okurların %10’u harekete geçiyor ve benim bu sözlerim, onların hayatlarının daha iyiye doğru gelişmesine yardımcı oluyor. Yaptığım en büyük şey bu. Bundan büyük gurur ve mutluluk duyuyorum.
Öyleyse bugünden başlayarak, başkalarına yardım etmek için yollar bulun. Buna bağımlı olacaksınız. Çünkü, başkalarına yardım etmek gerçekten çok zevklidir. Yardımınız insanların hayatlarını değiştirecektir.
Mail grubumdan sık sık mailler alıyorum. Benden yardım istiyorlar. Sorularına cevap verirken çok mutlu oluyorum. Biliyorum ki sözlerim, bu kişilerin hayatlarını geliştiriyor. Ne muhteşem değil mi?

Bilmenizi İstediğim Sır
Hizmet ettiğiniz zaman yararlanan kişi, yardım ettiğiniz kişi değil, sizsiniz. Tuhaf bulabilirsiniz ama bu gerçektir ve evrensel sebep-sonuç kanunu tarafından yönetilir. Başkalarının deneyimlemesine neden olduğunuz her şey, katlanarak size geri döner.
Başkalarının sevgi hissetmesine neden olduğunuzda, hayatınızda daha fazla sevgi bulursunuz.
Başkalarının zenginleşmesine yardım ettiğinizde, daha fazlasını hayatınızda bulursunuz.
Başkalarının başarılı olmasına yardım ettiğinizde, başarılı olmayı garanti edersiniz.
Bu evrensel bir kanundur ve asla başarısız olmaz.
Öyleyse, hayatınızda ne deneyimlemek istiyorsanız, önce başkalarının onu deneyimlemesine yardımcı olun. Bu, amaçlarınıza ve mutluluğa ulaşmanın en kolay yoludur.
4. HAFTA // DERS 4
Bakış Açınızı Değiştirin, Dünya Değişsin!
Arzularınıza kavuşmanın bir zor, bir de kolay yolu vardır. Hangisini seçerdiniz? Cevap belli, herkes kolay yolu seçer, fakat birçok kişi kolay yolun farkında değildir.
Doğduğumuzdan beri çoğumuza, hayatta başarılı olmak için çok çalışıp çabalamamız gerektiği söylendi. Sancı yoksa kazanç da yok dendi. Bir çok insan için hayat çabalamaktan ibarettir. Siz de bu şekilde hissediyorsanız, sizin için iyi haberlerim var. Sizi nihai kaderinize götürecek olan, stresten uzak bir yol var.
Dikkatle dinleyin, çünkü bu sizi mutlu, stressiz ve kaliteli bir hayata götürecek.
Evrenin Nihai Sırrı:
“Bakış açınızı değiştirdiğinizde, baktığınız şeyler değişecektir.”

Bu söze dikkat edin. Ne anlama geldiği üzerine bir düşünün. Ne söylediğinizi duyar gibiyim. Bunları milyonlarca kez duydunuz. Herkesin bildiği şeyler. Yine de siz bu sözleri hafife almayın.
Size bu sözleri söyleyenlerin %90’ı, bunları okuyup, anlamdıramamıştır. Bunu, onların hayatlarına bakarak anlayabilirsiniz. Eğer şu anda mutlu ve tatminkar bir hayat sürmüyorsanız, bu sözlerin anlamını siz de gerçekten anlamamışsınızdır.
Öyleyse, başarının altın kuralını derinlemesine anlamaya çalışalım.
Bizler moleküllerden oluşmuş maddesel bir dünyada yaşıyoruz. Moleküller atomlardan oluşmuştur. Atomlar da atomaltı parçacıklardan meydana gelmiştir. Bu atomaltı parçacıklar bizim emirlerimize göre hareket eder.
Onlar, sadece biz onlara bakarsak var olurlar. Bilim adamlarının bu ilginç yapı taşları konusunda söylediklerini hatırlayalım.
Atomaltı parçacıklar aynı anda hem dalga hem de parçacık olan bir dalga paketidir. Bir parçacığı, bulunduğu yer ile tanımlarken, bir dalgayı momentumu ile tanımlarız. Her nasılsa atomaltı parçacıklar aynı zamanda hem parçacık, hem de dalga olarak var olurlar. Bu tuhaf gelebilir ama doğrudur. Sizin bakış açınıza bağlı olarak, bir atomaltı parçacığı ya parçacık ya da dalga haline gelir. Eğer ona bulunduğu yer açısından bakarsak, hemen parçacık haline gelir. Onu momentum ile ölçerseniz, hemen dalga haline gelir. Bu, tamamıyla bizim ona nasıl baktığımıza, gözlemlediğimize bağlıdır. Çift yarık deneyini izleyin lütfen.
Deepak Chopra “Arzuların Birdenbire Gerçekleşmesi” isimli kitabında, Erwin Schrödinfger’in düşünce deneyini anlatıyor:
Kapalı bir kutunuz olduğunu düşünün. Bu kutunun içinde bir dalga–partikül, bir kedi, bir kaldıraç ve bir kutu, kapağı gevşetilmiş kedi maması var.
Eğer dalga-partikül; partikül haline gelirse, mamanın kapağını açacaktır ve kedi mamayı yiyecektir. Eğer dalga-partikül; dalga halinde ise mamanın kapağı kapalı kalacaktır.
Eğer kutunun kapağını açarsak (gözlem yaparsak) ya boş bir kutu ve mutlu bir kedi göreceğiz; ya da dolu bir kutu ve aç bir kedi göreceğiz. Bu, bizim nasıl gözlemlediğimize bağlıdır. Biz kutuyu açmadan önce, kutu hem boş, hem doludur ve kedi de hem aç, hem toktur. Her iki olasılık da aynı anda mevcuttur.
Deepak diyor ki, tek başına gözlem, olasılığı gerçeğe çeviriyor.
Bu demek oluyor ki; materyal dünyanın temel yapı taşları, bizim emirlerimize göre hareket etmektedir. Gözlem anımızda, varoluş gerçekleşmektedir. Bizler kendi dünyamızın yaratıcılarıyız, bizim gözlemimiz olmadan, o var olmaz..
Bu bizim arzularımızın tezahürü ile nasıl ilgilidir? Bu, arzularımızın gerçekleşmesi için her şeyi içinde barındırıyor.
Neden hayatımız çabalamakla geçiyor? Neden istediğimiz paraya sahip olamıyoruz? Neden arzuladığımız ilişkilere sahip değiliz? Neden hayatımız bitmeyen sorunlarla dolu?
Çünkü, biz dünyayı alıştığımız şekilde gözlemliyoruz. Bizler, gördüğümüz her şeyin gerçek olduğu konusunda şartlandırıldık ve bu şekilde yaşamaya devam ediyoruz. Böylece, hayatımızda sürekli aynı şeylerin olduğunu gözlemliyoruz.
Sizin realiteniz gerçek değildir. Sadece siz onu, sizin realiteniz olması için seçiyorsunuz. Gözlemlerinizin her şeyin nedeni olduğunu fark ettiğiniz anda, harfi harfine başka bir realite yaratırsınız. Sadece seçmeye karar verdiğinizde, dünyanızda başka bir realite gözlemleyebilirsiniz.
Bunu yapmak için;
Birincisi, dış dünyanızın sizi aldatmasına izin vermeyin, bu mutlak gerçek değildir. İkincisi, istediğiniz şeyi tam olarak zihninizde gözlemleyin, onu net bir şekilde canlandırın ve
sonra, arzularınızı zaten kuantum seviyesinde yarattığınızı bilerek serbest bırakın. Evrenin dileğinizi size göndermesine izin verin. Fırsatlar geldiğinde harekete geçmeyi ve minnettarlığınızı ifade etmeyi unutmayın. Her şey, dünyaya bakış açınızı değiştirmenizle başlar.
Unutmayın “Bakış açınızı değiştirin, dünyanız değişsin.”
5. HAFTA // DERS 5
Şükretmenin Gücü
Durum ne kadar kötü olursa olsun, her birimizin içinde bütün problemlerin üstesinden gelecek güç vardır. Bu gücün büyüklüğünü, nasıl çalıştığını bilseniz; hayatta hiçbir şey için endişe duymazsınız, hayat kolay ve istediklerinize sahip olduğunuz bir süreç olur. Hayatınızın her anından zevk almaya başlarsınız.
Bu gücün ne olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyor musunuz?
Bu güç “Müteşekkir olma gücüdür..”

Eğer hayatta kazanmayı istiyorsanız, müteşekkir olma gücüne ulaşmak ve onunla yaşamak zorundasınız. Bu güç, şu andaki durumunuz ne kadar kötü olursa olsun, başarıyı getirecek gizli anahtardır.
Bu kadar basit olmasının sizi kandırmasına izin vermeyin. Sadece basit bir düşünce ile hayatınızı tümüyle değiştirirsiniz. Şunu bilinçaltınıza iyice yerleştirin: Hayatınızda takdir edeceğiniz, müteşekkir olacağınız bir şeyleri seçebilir ve o anda çekim noktanızı hemen değiştirebilirsiniz.
Hayatınızın kalitesini, şu anın kalitesi belirler ve her an seçim şansınız vardır. Mutsuz ve depresyonda olmayı seçebilirsiniz veya takdir edeceğiniz müteşekkir olacağınız bir şey bulabilirsiniz; bu sizin çekim noktanızı hemen değiştirir.
Müteşekkir olacağımız, takdir edebileceğimiz şeyleri nasıl bulabiliriz? diye sorabilirsiniz. Basit bir alıştırma yapalım. Şimdi ne yapıyorsanız bırakın ve şu anda müteşekkir olabileceğiniz, hayatınızda takdir edeceğiniz bir şey bulun. Bulamadıysanız size bir şeyler hatırlatmama izin verin.
Kim olduğunuz, nerede olduğunuz önemli değil; mutlaka müteşekkir olmanız gereken bir şey vardır. Mesela, bu yazıyı okuduğunuz için bile müteşekkir olabilirsiniz.
Ne demek istediğimi anladınız mı? Evet anladınız.
Bu yazıyı okumanızı sağlayan internet, müteşekkir olmanıza sebeptir. İnternete girmek ve istediğimiz bilgileri bir kaç dakika içinde bulmak ne muhteşem bir şeydir. Şimdi, bir kaç dakika durun, kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Kendinizi dünyada bilgisayarı olmayan bir çok insanla kıyasladığınızda, ne kadar şanslı olduğunuzu düşünün.

Bu güzel duyguları bir kaç saniye boyunca hissetmeye devam edin. Eğer yapabiliyorsanız 17 saniye boyunca bu duyguları hissedin, yaşayın. Hayatınız çarpıcı bir şekilde değişecektir.
Bu örnek, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, takdir edecek, müteşekkir olacak bir şey bulabileceğimizi size göstermek içindi. Gerçekten çok basit. 17 saniye boyunca bir şey için müteşekkir olma uygulamasını sık sık yaptığınızda, hayatınız asla aynı olmayacaktır. Enerji ve mutluluk dolu olacaksınız.
Yediğiniz yiyeceğe müteşekkir olun, güneş ışığı için müteşekkir olun, şu andaki ilişkileriniz için müteşekkir olun, oturduğunuz oda için müteşekkir olun, nefes aldığınız hava için müteşekkir olun. Her şey için müteşekkir olun.
Yediğiniz yemeklerin zenginlerinki kadar güzel olmadığını, içinize çektiğiniz havanın diğer şehirlerdeki kadar temiz olmadığını, oturduğunuz odanın istediğiniz kadar büyük olmadığını düşünebilirsiniz. Haklı olabilirsiniz. Fakat bunlar, siz onları öyle görmeyi seçtiğiniz için doğrudur ve önemli olan, onları şu anda daha farklı bir şekilde algılayabilecek olduğunuzdur.
Yediğiniz yemeği eleştirirken, Afrika’da milyonlarca çocuğun yeterince beslenemiyor olduğunu hatırlayın. Son zamanlarda problemler yaşarken, aşkınız size destek vermemiş miydi? Yanlışları üzerine odaklanacağınıza, yaptığı güzel şeyler üzerine odaklanın ve partnerinizin sizin için yaptıklarına müteşekkir olun.

Konu net değil mi? Herhangi bir olayda veya kişide hem pozitif hem negatif yönler vardır. Negatif yöne odaklanıp yanlışı kınarsınız veya pozitif yöne odaklanıp müteşekkir olursunuz.
Bu müteşekkir olma durumu, hayat kaliteniz üzerinde büyük bir fark yaratacaktır.
Tekrarlamak istiyorum; bu fikrin çok basit olması sizi aldatmasın; sık sık ve her yerde müteşekkir olma alıştırmaları yaparsanız, hayatınızda mucizeler bulacaksınız.
6. HAFTA // DERS 6
Kendini İyi Hissetmenin Gücü
Bugün sizlerle, başarıya ulaşmak için kullanacağınız güçlü bir ders paylaşacağım.
Hayatınızda istediğiniz ve hak ettiğiniz her şeye sahip olabilirsiniz. Sahip olabileceklerinizin, yapabileceklerinizin ve dönüşümünüzün sınırı yoktur. Hayal edebildiğiniz her şeye ulaşabilirsiniz.
Yıllarca, üstün başarı sahibi insanlarla çalıştım ve onların başarıya ulaşmalarındaki en önemli faktörü aradım. Her başarının arkasında bir çok faktör var, ancak en önemlisinin, bu insanların kendilerini iyi hissetmeleri olduğunu fark ettim. Aralarındaki en büyük ortak özellik buydu.
Eğer başarılı olmak bu kadar basitse, neden bir çok insan hala çabalıyor?
Bizlere, bir şeye ulaşmak için çabalamak gerektiği öğretilmiştir. Acı yoksa kazanç da yok denir. Fakat bu kesinlikle YANLIŞtır. Başarılı insanlara bakın, onlar ne çabalar, ne de acı çekerler. Eğer çabalayıp acı çekiyorlarsa, sadece bir alanda başarılıdırlar ama diğer alanlarda son derece başarısızdırlar.
Milyoner biri, finansal olarak çok başarılı olabilir, ancak bu güç ve paranın iyileştiremediği hastalıkları da olabilir. Çünkü finansal alanda kendini başarılı ve çok iyi hissediyordur, ancak sağlığı konusunda kendini kötü hissediyordur ve fiziksel olarak başarılı değildir.
2018 yılında hayatını kaybeden, Einstein’den sonra gelmiş geçmiş en büyük fizikçi olan Stephen Hawking, 21 yaşında Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığına yakalandığında, doktorlar 2 yıl ömrünün kaldığını söylemişlerdi. Hawking, yanak hareketlerini yazılara ve sese dönüştüren yazılım sayesinde, 76 yaşında ölene kadar kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili iddialarını ve bilgilerini dünya ile paylaşabildi.

Birinin, bir alanda çok başarılı olduğunu fark ettiğinizde, o kişinin kendini o alanda mükemmel hissettiğinden emin olabilirsiniz. Kişi, o alanda kendini iyi hissetmeye şartlandırılmıştır. Bir çok kişi de, hayatın bazı alanlarında zahmet çekmeye şartlanmıştır.
Eğer hala ikna olmadıysanız, şu şekilde düşünebilirsiniz:
Başarıyı nasıl tanımlarsınız? O, sadece amaç belirlemek ve ona ulaşmak değildir. Bu doğrudur, fakat hikayenin tamamı değildir. Bir çok başarılı kişinin tanımlamasına göre başarı; “Varoluşumuzun her anından zevk alma ve mutlu olmadır.”
Bu da ancak “kendini iyi hissetme” durumunda gerçekleşir. Benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz, belki siz başarıyı banka hesabınızda bir milyon dolar olması olarak tanımlıyor olabilirsiniz veya başarılı olmayı ünlü olmakla ilişkilendirebilirsiniz. Size bir soru sormama izin verin. Neden bir milyon dolar istiyorsunuz? Neden ünlü bir insan olmak istiyorsunuz?
İyice düşündüğünüzde, bunları aslında temelde, kendinizi iyi hissetmek için istediğinizi anlarsınız.
Bir çok insanın yaptığı büyük bir hata vardır. Eğer bir milyon dolarları olursa veya superstar olurlarsa mutlu olacaklarını zannederler. Amaçları her neyse ona ulaştıklarında, sadece bir süre heyecan hissederler. Sonra, daha büyük bir amaç belirlerler ve bir an önce bu amaca ulaşmaya çalışırlar. Bu döngü böyle devam eder. Bakış açılarını değiştirmedikçe asla mutlu olamazlar. Öyleyse doğru bakış açısı nedir?
En büyük amacımız kendinizi iyi hissetmekse, neden hemen şimdi kendinizi iyi hissetmiyorsunuz? Bunu nasıl yapabilirsiniz? Sadece şu anda kendinizi iyi hissetmeyi seçin, bu kadar basit. İnsanlar başarı teknikleri ve stratejilerine ulaşmak için yüklü paralar harcamaktadır. Aslında en güçlü araç, en temel olandır. O da sadece kendini iyi hissetmektir.
İflas etmişken kendimi nasıl iyi hissedebilirim? Böyle düşünüyorsanız size cevabım şudur: Her gün, sadece iki çeşit duygudan birini seçme hakkınız var. Ya kendinizi iyi hissederiz, ya da kötü.
İyi duygular evrene güçlü sinyaller gönderir. Çekim yasasına göre, siz iyi hissetme durumunuza uygun olayları ve insanları kendinize çekersiniz.
Kötü duygular da evrene güçlü sinyaller gönderir. Onlar da kendilerine uygun, kötü olayları size çekerler. Gayet açık değil mi?
Duygular nedenlerdir, şartlar da sonuçlardır.
Eğer kendinizi kötü hissederseniz iflastan kurtulacak mısınız? Sadece nedeni güçlendirirsiniz.
Şartlarınız ne olursa olsun, bir şekilde kendinizi iyi hissedin. Kendinizi iyi hissetmeyi seçtiğiniz anda, şaşırtıcı olaylar olacaktır. Buna inanmasanız da deneyin, ne kaybedersiniz?
İyi duygular hissetmeniz için belirli teknikler vardır. En iyi tekniklerden biri şalter çevirme tekniğidir
Flip Switch (Duygu Değişimi) Tekniği
Daha önce de bahsettiğimiz 17 Saniye olumlu duygular düşünme tekniğidir. Negatif bir duygumuz varsa, onu hemen o an değiştirmeliyiz. Birikmesine izin vermemeliyiz. Bu aynı bir şalterin çevrilmesi gibidir. Gün içinde, aralıklı zamanlarda, en az 17 saniye güzel duygular düşünerek negatiften pozitife geçiş yapabiliriz.
7. HAFTA // DERS 7
Olasılıklar Kozmik Alanı
“Bir arzunuzu tezahür ettirmenin en kısa yolu, sanki olmuş gibi düşünmek, konuşmak ve hareket etmektir. “
Eminim daha önce de bunu duymuş ancak, etkili olacağına inanmadığınız için hiç uygulamamış olabilirsiniz. Şüphelerinizi beraber giderip ve bu uygulamadan %100 faydalanmanızı sağlayabiliriz. Bunu yapmadan önce sizlere “gerçek” kavramı hakkında bir şeyler söyleyeceğim.
Gerçek güçlüdür. Gerçek evrensel bir kanundur, değiştirilemez ve içinde kendi gücünü taşır. Gerçeği bildiğiniz sürece farkındalık seviyeniz otomatik olarak artar ve asla geri gitmez. Bir kere gerçeği bildiğinizde, algınız tümüyle değişir, dünyayı farklı görürsünüz ve artık eski siz olamazsınız. Hayatınızın devamında gerçeği araştırırsınız. Bazı insanlar çok şanslıdır; kolayca gerçeği keşfederler ve gerçeğe dayalı stressiz hayatın tadını çıkarırlar. Diğerleri ise hayatlarını çabalayarak ve asla gerçeği öğrenemeden yaşarlar.
Aslında gerçek çok basittir. Sadece, birinin size söylemesine ihtiyacınız vardır. Onu duyunca hemen tanır ve bunu neden daha önce düşünemediğinize şaşırırsınız.
Bir kaç basit gerçekle başlayalım:
- İstediğiniz şeye zaten sahipsiniz
“İstemeden önce, o size verilmiştir.“ sözünü duymuşsunuzdur. Bu sözün ne anlama geldiğini hiç düşündünüz mü? Bunun dini bir inanç olduğunu düşünmüş olabilirsiniz ama bilimsel olarak da bu doğrudur.
Çünkü arzuladığınız, hayal ettiğiniz her şey “olasılıklar kozmik alanında” enerji formunda vardır.

Bütün evren, büyük bir enerji okyanusudur. Yani siz, ben, dünya ve dünya üzerindeki her şey; para, ev, araba, ideal eş hepsi ama hepsi enerjidir.
Bu enerji, bütün evrensel sistemi yöneten, yüksek zihnin emriyle hareket eder. Bilmediğiniz şey ise; sizin de bu yüksek zihnin bir parçası olduğunuz. Bu yüksek zekanın tüm özellikleri, sizde de bulunur. Öyleyse sizin de bu enerji alanına emir verme (yönetme) gücünüz vardır. Sizler bu kozmik enerji alanında, hayal ettiğiniz her şeyi harfi harfine yaratabilirsiniz.
Hatırlayın “Kendi hayatınızın yaratıcısısınız.”
İstediğiniz her şey, çok önceden size verilmiştir. Arzuladığınız her ne ise, ona sahipmiş gibi düşünmek, konuşmak ve hareket etmek gerçekten akla uygundur.
- Duygular yüksek zekanın dilidir
Eğer sizler yüksek zekanın bir parçasıysanız, neden arzularınızı yaratmıyorsunuz? Çünkü, olması gereken duyguda değilsiniz. Ne hissederseniz onu yaratır veya tezahür ettirirsiniz. Evren sizi asla hayal kırıklığına uğratmaz. Ne isterseniz onu verir.
Evren Türkçe, İngilizce vs konuşmaz. Biz doğmadan önce sistemimize evrensel bir dil yapılandırılmıştır. Evren bu dille bizimle iletişim kurar. Bu dil, duygularımız ve hislerimizdir. Bu sayede doğduğumuzdan beri yüksek zeka ile her saniye iletişim halindeyiz.
Evrenden çaba ve mutsuzluk alıyorsak, bu güçlü dili yanlış kullanıyoruz demektir. Eğer duygularınız evrenle konuştuğunuz dil ise ve sürekli çabalama, mutsuzluk yansıtıyorsa, bu durumda evren size ne cevap verebilir? Onun size daha fazla çabalama ve mutsuzluk verme dışında hiçbir seçimi yoktur. Evren her zaman sizden aldığını size verir.
Şu anda durumunuz ne kadar mutsuz ve perişan olursa olsun, bütün bu duyguları bırakmalısınız. Eğer bırakmazsanız, evrene daha fazla mutsuzluk ve perişanlık istediğinizi söylemeye devam ediyorsunuz demektir. Bunun yerine, arzularınız gerçekleşmiş gibi düşünün, konuşun ve hareket edin. Bu şekilde arzularınızla uyumlu olan duygularınız tetiklenir ve emirleriniz evrene gider. Böylece arzularınız çabasızca gerçekleşir.
Evren sizi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmaz. Sadece siz kendinizi hayal kırıklığına uğratırsınız. Ne hissettiğiniz konusunda dikkatli olun çünkü hissettiğiniz şeyin fazlasını alacaksınız.
- Detaylarla evren ilgilenecek
Size arzularınız gerçekleşmiş gibi düşünün, hissedin ve hareket edin dediğimde bunu nasıl yapacağınızı bilemeyebilirsiniz. Endişelenmeyin; doğru zamanda, doğru yerde olacaksınız. Evren bütün detaylarla ilgilenecektir. Sizin göreviniz, evrensel dil olan duygularınız ve hislerinizle ne istediğinizi söylemektir.
Duygularınız belli bir frekanstaki enerjidir. Bu enerji, kozmik enerji alanına gider ve orada duygularınıza eş olan frekansı bulur. İsteğinizi, örneğin bir kitap, bir mentor, bir fırsat veya destekleyici bir grup insan olarak önünüze getirir. O, tam sizin istediğiniz şeyi bulur. Çünkü bu evrenin görevidir.
Dileğiniz, duygunuzu gönderdiğiniz anda, evrensel çekim yasası ile garanti altına alınmıştır. Yapmanız gereken tek şey, kalbinizden gelen arzularınız üzerine odaklanmak, dileğiniz gerçekleştiğinde hissedeceğiniz duyguyu hissetmek, duymanız gerekeni duymak, koklamanız gerekeni koklamaktır. Bırakın detayları evren halletsin.
Artık yapmanız gereken tek şey, sanki arzularınız gerçekleşmiş gibi düşünmeniz, konuşmanız ve hareket etmenizdir. Bu yöntem arzularınızın gerçekleşmesi için en hızlı yoldur.
8. HAFTA // DERS 8
Arzularınız Neden Gerçekleşmiyor?
Bir çok insandan, bütün kişisel gelişim programlarını uyguladığı, sonsuz araştırmalar, onaylamalar, meditasyonlar yaptığı halde; arzularının henüz gerçekleşmediğini duydum. Bu şekilde şikayet edenlere “Siz gerçeği bilmiyorsunuz” diye cevap veriyorum. Çünkü hiçbir program, yeterince uygulama yapmazsanız çalışmaz.
Çok az sayıda insan, tüm bu öğrendiklerini düzenli bir şekilde uyguluyor. İnsanlar seminerleri şevkle, heyecanla dinliyor ancak seminerden çıkar çıkmaz, kendi konfor alanlarına geri dönüyorlar. Çünkü risk almak istemiyorlar.
Alacakları sonuçtan emin olmadıkları için, gösterecekleri çabanın boşa gidebileceğini düşünüyorlar. İşte insanların başarısız olmasına neden olan, bilinçaltındaki bu düşüncelerdir. Bu nedenle, bu kişiler kendilerini riske sokmamak için harekete geçmemeyi tercih ederler.
Kimse sonucu %100 garanti edemez, çünkü bu sonuçlara ulaşmak kişinin kendi çalışmasına bağlıdır. Sonuç %100 garanti edilse ne olur? Eğer toprağa bir tohum ekerseniz, onun büyüyüp büyümeyeceği konusunda endişe duyar mısınız? Her gün filiz verecek mi diye toprağı eşeleyip durur musunuz? Yapmazsınız, çünkü doğa yasaları onun büyüyeceğini garanti eder. Siz sadece oturup, tohumun filiz vermesini beklersiniz.
Bu kişisel gelişim programının, sarsılmaz evrensel yasalar tarafından desteklendiği için, %100 başarılı olacağı size söylense, bu programı bütün kalbinizle uygular mısınız? Kesinlikle uygularsınız. Çünkü güvenirsiniz.
Bir seminere gittiğiniz zaman, seminer veren kişi sizi ikna etmek için önceki katılımcıların aldıkları kesin sonuçları verir; fakat bu %100 ikna edici değildir. Çünkü insanlar farklıdır, ve bu sebeple başarıyı etkileyen bir çok faktör vardır. Bir kişi için işe yarayan bir başkası için işe yaramayabilir. Kendinizi ikna etmenin tek yolu prensibin nasıl çalıştığını ve amaca giden yolda nasıl %100 sonuç vereceğini çözmektir. İşte bunu sağlayan “evrensel yasalar”dır.
Evrensel yasalar sizin uyguladığınız herhangi bir tezahür programında %100 başarılı olacağınızı garanti ediyor. Bir kere bu prensibi anladığınızda, otomatik olarak harekete geçersiniz ve sonuç alana kadar da devam edersiniz.

Gerçeği bilerek şüphelerinizi yok edin. Gerçek, bu kanun ve prensiplerdir ve onlar beklentisiz olarak mükemmel bir şekilde çalışırlar.
Daha öncede söylediğim gibi, duygular ve hisler evrenin dilidir. Eğer geleceğiniz hakkında emin değilseniz ya da bir programdan kesin sonuç alıp alamayacağınız konusunda endişeleniyorsanız, evren bu isteklerinizi sizi endişe durumunda bırakarak yerine getirecektir. İşte bu yüzden uyguladığınız programın çalışıp çalışmayacağı konusunda endişelenmemeniz gerekir.
Eğer gerçeği bilir ve ona güvenirseniz; sonuç alacağınızdan emin olursanız; evren size güven içinde istediğiniz sonuçları vererek, bu güveni sürdürmenizi sağlayacaktır. Arzularınızı tezahür ettirmek istiyorsanız, öncelikle evrensel prensipleri benimsemelisiniz.
Hayalleriniz hedefe, hedefleriniz gerçeğe dönüşsün.
9. HAFTA // DERS 9
Hedefe Ulaştıran Doğru Eylem Nedir?
Şimdi ne yapmam gerekiyor? Doğru şeyi mi, yanlış şeyi mi yapıyorum ? Bunlar sıkça kendimize sorduğumuz sorulardır. Çoğu zaman da bu soruları bilinçsiz olarak sorarız. Sürekli ne yaptığımızı yargılarız, çünkü yanlış yapmaktan korkarız. Amaçlarımıza ulaşmak için öncelikle ertelemekten vazgeçmeliyiz.
Eğer harekete geçmezseniz kitapların, seminerlerin, eğitimlerin hiçbir önemi kalmaz. Eylem sonuç yaratır, bu gerçeği değiştiremezsiniz. Eylemsizlik, sonsuz ertelemeler demektir ve tabii sonuç olarak da başarısızlık getirir.
Ne kadar kötü durumda olduğunuz hiç önemli değildir. Şu anda onu düzeltmek için küçük de olsa adım atmaya başlayabilir, bir şeyler yapabilirsiniz. 1 milyon dolar tezahür ettirmeyi hayal edemiyorsanız, sadece 100 dolar tezahür ettirmeye karar verin… Yani dileğiniz her ne ise, küçük-büyük demeyip bir yerden başlayın.
Başarı bir yolculuktur, hedef değildir ve amacı gelişmektir. Gelişme kaydettiğiniz sürece, başarıyı takip ediyorsunuz demektir. Artık bir şekilde eyleme geçmeniz gerektiğini biliyorsunuz.
Peki doğru eylem nedir?

İç sesinizi (sezginizi) dinleyin. Sezginiz sizi asla yanıltmaz. Çünkü o, üst zekadan size gelen bir mesajdır. Sezginiz her zaman doğruyu-yanlışı ayırt edebilir.
Duygular ve hisler evrenin dili olduğu için, pozitif bir duygu hissettiğinizde evren size doğru yolda olduğunuzu söylüyor ve devam edin diyordur. Olumsuz bir duygu hissettiğinizde ise, evren sizi nihai amacınızla veya yaşam misyonunuzla uyumlu olmadığınız konusunda uyarıyor, gittiğiniz yolu değiştirmeniz gerekiyor demektir. Bu, evrenin sizinle iletişim kurma şeklidir.
Herhangi bir eylemde bulunmadan önce kendinize şu soruyu sorun: “Bunu yaptığımda ne hissedeceğim?”
Bu soruyu sorduğunuzda sezginiz size hemen geri bildirimde bulunur ve olumlu ya da olumsuz bir duygu hissedersiniz.
Sezginizi dinleyin ve size iyi hissettiren şeyi yapın, hata yapma konusunda endişelenmeyin çünkü…
Her şey ilahi düzende gerçekleşiyor.
Başarıya giden en inatçı engellerden biri başarısızlık korkusudur, ya da hata yapma korkusu. Bu yol engeli tamamen kaldırmak için her şeyin ilahi bir düzen içinde olduğuna inanmak gerekir.
Geriye dönüp son 10 yıllık hayatınıza bir bakın. Hiç hata yaptınız mı? Elbette yaptınız, ama bu hatalar olmasaydı, şu an yaşadığınız hayata sahip olabilir miydiniz? Derine indiğinizde
bu hataların kaçınılmaz olarak şimdiki hayatınızı şekillendiren bazı tesadüfler yarattığını
görürsünüz.Hayatımızdaki her şey arasında her zaman bir bağlantı vardır.
Hatalar, hayat yolculuğunuzun istisnasız bir parçası ise o zaman neden onlar için endişeleniyorsunuz?
Üniversite giriş sınavımda ilk tercihim olan üniversiteye giremedim. Beni tanıyan kişiler bu duruma üzüldü ama ben umursamadım ve ikinci tercihim olan üniversiteye başladım. Üniversiteye başladıktan bir ay sonra yurt dışında okumak için çok fazla burs teklif edildi
ve bu yurt dışındaki üniversite ilk tercihim olan üniversiteden daha iyiydi. En iyisi de, üniversiteye tek kuruş bile harcamadım; günlük harcamalarım bile o burs tarafından karşılanıyordu. İlk tercihim olan üniversiteye katılsaydım, bu şansı asla elde edemezdim. BEN her şeyin ilahi düzeninde olduğuna inanırım, hayatımda hiçbir şey ters gitmez.
Hayatınızda bu tür tesadüflerin daha fazla olmasını istiyorsanız, her endişe duyduğunuzda bunu tekrarlayın:
“Her şey ilahi düzeninde, hayatımda hiçbir şey ters gitmiyor.”

Özetle, her gün küçük bir iyileştirme için bir adım atmanız gerekiyor. Herhangi bir eylemde bulunmadan önce bunun size yaşatacağı duyguları düşünün ve bu duygunuza göre doğru seçin ve yapın. Doğru şeyi yaptığınıza inanın çünkü her şey ilahi düzende.
10. HAFTA // DERS 10
Başarının 3 Anahtarı “Karar, Sezgi, Eylem”
Hayatınızı neşeli buluyor musunuz? Hayat amacınızı biliyor musunuz? Hayatınızda gerçekten ne istediğinizi biliyor musunuz? Yapmakta olduğunuz şeyleri tutkuyla mı yapıyorsunuz? Gerçek arzularınızı biliyor musunuz?
Bu yazıda size yaşam amacınızı nasıl netleştireceğinizi ve arzularınızı gerçeğe dönüştürmek için tam olarak ne yapmanız gerektiğini göstereceğim.
Okul çağından beri bize hayat oyununda ne yapmamız gerektiği, neyi başarmamız gerektiği öğretildi. Bize herkesin izlemesi gereken bir yaşam yolu gösterildi. Okula gitmek, mezun olmak, bir iş bulmak ve sonra her gün işe gitmek zorundayız. Herkesin yaptığı bu, dolayısıyla bizim de yapmamız gereken bu olmalı. Sadece bunu yapıyoruz ve bunun doğru mu yanlış mı olduğunu asla sorgulamıyoruz. Bu bizim kaderimiz, başka seçeneğimiz yok.
Bu doğru mu? Gerçekten başka seçeneğimiz yok mu? Kesinlikle değil. İstediğimiz her şeyi seçebiliriz. Tanrı bize özgür irade verdiğine göre, bize irademizi kullanma yeteneği de vermiş olmalı. Başkalarını takip etmek zorunda değiliz, kimsenin bize ne yapmamız gerektiğini söylemesine ihtiyacımız yok. Seçme gücümüz var. Kendi kaderimizi tasarlama gücüne sahibiz. Gerçek şu ki, siz seçmezseniz, diğerleri sizin yerinize seçecektir. Neden gücünüzü başkalarına veresiniz ki?
İnsanlar bana neyi seçeceklerini bilmediklerini söylüyor. Gerçekten ne istediklerini bilmiyorlar. Yanlış bir karar vermekten korktukları için sonunda kararsız kalıyorlar. Size bir sır vereyim, doğru ya da yanlış karar yoktur. Her seçim veya karar o an için en doğru ve sizin için en avantajlı olandır. İnsanlar doğru bilgi ve birikime sahip olmamalarından korktukları için karar vermiyorlar. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız, lütfen şu sloganı hatırlayın ve bilinçaltınıza yerleşene kadar günde birçok kez tekrarlayın. “Bilmem gerekeni biliyorum.” “Neyi bilmem gerektiğini biliyorum!”

Kararınızı verdiğiniz anda doğru bilgi gelecektir. Bu iyimserlik değil, evrenin kanunu. Daha önceki yazılarımda da değindiğim gibi, evrendeki her şey enerji ve bilgiden oluşmaktadır. Enerji ve bilgi çekim yasasına göre çalışır. Bunun istisnası yoktur. Çekim yasası mükemmel çalışır. Düşünceniz aynı zamanda enerjidir. Ne düşünürsen onu çekersin. Bu evrenin yasasıdır, şimdiye kadar milyonlarca kez işe yaramıştır ve sizin için de çalışacaktır. Evren her zaman size yardım etmek için bekliyor, ama ona ne istediğinizi söylemelisiniz, aksi halde sizinle çalışması mümkün olmaz. Kararınızı verdiğinizde, evren gerisini halleder. Çünkü karar verdiğiniz anda evrene bilgi gönderiyorsunuz ve o da çekim yasası sayesinde size doğru bilgiyi geri yansıtacak.
İnsanlar her zaman doğru bilginin veya fırsatın gelmesini beklerler, ancak buna izin vermedikçe asla gelmeyeceğini anlayamazlar. Evrenin sizin ne istediğinizi bilmesine izin vermezseniz, o da size hangi bilgiyi göndereceğini bilemez. Karar verdiğiniz anda, tüm evreni harekete geçiriyorsunuz. Bu bilimsel bir gerçektir.
Siz karar verdiğinizde doğru bilgi gelecek. Onu sezeceksiniz. Deepak Chopra bir keresinde “Dua sizin Tanrı ile konuşmanızsa, sezgi de Tanrı’nın sizinle konuşmasıdır” demişti. Sezgilerinize karşı duyarlı olun; aldığınız bilgi ne olursa olsun, derhal harekete geçin. Mükemmel bilginin gelmesini beklemeyin, çünkü aldığınız bilgi evrenin bakış açısından mükemmeldir. Evren mükemmeldir ve her zaman mükemmel bilgi sağlar. Bilgeler “Bu evrende her şey tam da olması gerektiği gibidir” derler. Sezginizden aldığınız bilgilerle yaptığınız her şey sizin yararınızadır ve Tanrı’nın gözünde mükemmeldir. Herhangi bir hata yaparsanız, bunun nedeni Tanrı’nın sizin bir şeyler öğrenmenizi istemesidir. Hiç kimse başarısızlık yaşamadan başarıya ulaşamaz. Evrenin çalışma şekli budur. Yanlış seçim yapmaktan korkmayın. Bir guru şöyle der; “Bu benim yolum, senin yolun ne? Olmayan yol”. Hayır, yol yoktur, o yüzden kendi yönteminizle oluşturmalısınız.

Ne istediğinize dair bir seçim yapmanız ve ardından sezginizin size bilgiyi göstermesini beklemeniz ve ardından hemen harekete geçmeniz gerekir. Kendinize, “Arzularıma ulaşmak için yapmam gereken bir sonraki şey nedir?” diye sorun; sezginiz size her zaman ihtiyacınız olan mükemmel bilgiyi sağlayacaktır.
Karar, Sezgi, Eylem, bunlar başarınızı garanti eden üç basit adımdır.
Okuduğum bir çok kitabın özetini bu satırlara sığdırdım. Sizler de bundan faydalanın istiyorum. Ertelemeyi bırakıp, burada anlatılan dersleri layıkıyla, her birine bir hafta vererek çalışmaya başlayın.
Arzu ederseniz sonuçlarını burada bizlerle paylaşın. Bakalım hep beraber yaşamlarımızda neleri tezahür ettireceğiz…
Hedeflerinize giden yolunuz kolaylıklarla dolsun.
Sevgiyle…



